26 Aralık 2014 Cuma

MMXV








Bazen keşke sokaklarda başka biri olarak yürüsem diyorum. Daha küçük bir çocukken, babaannesinden aldığı piyano derslerinde inadına kulakları sağır edercesine çirkin notalar çalan biriydim. Hiçbir zaman bir kalıba uymadım. Piyano aslında çalabilirdim, bu bana çok küçük yaştan öğretilmişti. Fakat çalmak istemezdim. Onun yerine babaannemi sinir edip evden kovularak, cebimdeki son elli kuruşla aldığım dondurmalı helvam ile beraber keşfedecek yeni yerler bulmayı tercih ettim. Ama şimdi büyüdüm ve en basit şeyleri yapmak artık çok zor. Artık dondurmalı helvam ile yeni yerler keşfedemiyorum. Artık piyano çal emri verildiğinde inatçılık yapamıyorum. Fakat annem bana hep güçlü olmam, asla bir şeylerin kurbanı olmamam gerektiğini öğretmişti. Asla bahaneler üretmememi ve kendimin yapabileceği şeyleri başkalarından beklememem gerektiğini öğretmişti. Belki de bu yüzden hayallerimi gerçekleştirebilecek güce sahip olduğumu hissediyorum.

Çevrenizde güçlü görünen ve acısını göstermeyen biriyseniz insanlar bir süre sonra sizin de onlardan biri olduğunuzu unutuyor. Hele bir de komikseniz, artık toplumun malı oluyorsunuz. Ama bunun hiçbir gerçek tarafı yok. Onlar beni tanımıyorlar. Ben bile kendimi tanımıyorum. Çünkü ben çok karmaşığım. Birçok keşmekeş ve travmanın içinde büyüdüm ve birçok şey atlattım, tıpkı herkes gibi. Benim kaçışım hep müzik ve yazmaktı. Ve şu anda bunlara hala sahip olduğum için çok şanslıyım. Fakat ne kadar çok şey başarırsanız başarın eğer bunu paylaşacak kimseniz yoksa, tüm o elde ettiğiniz şeyler hiçbir şey ifade etmiyor. Herhangi bir şeyin bir şey ifade etmesi için gerçek bir şeye ihtiyacınız var. Fakat aynı zamanda sonsuz olan bir şeye... Görünmeyen bir şeye...

Çocukken hep annemin herkesi memnun etme telaşına tanık oldum. Ve bu yüzden midir bilinmez, bir problem varsa bunu çözmesi gereken kişi hep benmişim gibi hissettim. İnsan memnun edicisiydim.(?) Ama artık verdiğim savaşlardan korkmuyorum, hatta bunun kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum. Çünkü biliyorum ki büyüdüğünüzde ve hayattan birkaç şey öğrendiğinizde, artık bazı şeyleri kafaya takmamak daha kolay oluyor. Bazı şeylerin peşini bırakmaktan korkmuyorsunuz. Bilinmeyenden korkmuyorsunuz. Bedeninizdeki, ruhunuzdaki, zihninizdeki belli başlı yerlere gidip sizi rahatsız edebilecek şeylerle karşılaşmaktan korkmuyorsunuz. Hepsi, aynada kendinize bakıp ''Ben bu kişiyi seviyorum.'' demekle başlıyor. Biliyorum ki, hayatımda yaşadığım belli başlı acıları yaşamasaydım, ben; ben olmazdım.

Bedenim çok kısa bir süreliğine bana emanet edilmiş gibi hissediyorum. Birinin bedenini bırakıp öbür tarafa yol aldığı gerçeğini bilmek bakış açınızı tamamıyla değiştiriyor. Kendimize yeterince değer vermiyoruz, özellikle biz gençler bedenlerimiz konusunda hiçbir zaman minnettar değiliz, hatta sürekli bir memnuniyetsizlik içerisindeyiz. Halbuki nasıl göründüğün değil, nasıl görüldüğün önemli olmalı. Bedenimle ilgili aldığım kararlarda ve bedenimi kiminle paylaşmak istediğimle ilgili hep kesin ve müşkülpesent oldum - oldukça müşkülpesent. İnsanlar bir ilişkiye başlayınca bir şeyler kaybettiklerini sanıyorlar fakat öyle olmak zorunda değil. Hayatınıza başka birinin tanık olduğunu bilmek kadar heyecan verici bir şey yok.

Kendimi hep feminist olarak tanımladım, her ne kadar o kelimeden biraz korksam da... Çünkü insanlar her şeye olduğu gibi, bu kelimeye de çok fazla anlam yüklüyorlar. Aslında oldukça basit; feminist kısaca, erkek ve kadının eşitliğine inanan kişi demektir. Erkek ve kadın birbirini dengeler ve birbirimizin kıymetini bildiğimiz noktaya artık gelmek zorundayız. Kadınlara ve yaşadıkları zorluklara dair inanılmaz bir empatim var, onları anlıyorum. Aynı şeyleri erkekler içinde hissediyorum. Aslında kendime hümanist diyebilirim.

Biliyor musunuz, herkes her şeyde iyi olmak zorunda değil. Ben bir insana itimat etmekte bir sakınca görmüyorum. Aslında bence yapmamız gereken şey tam olarak da bu, birbirimize güvenmeli, sırtımızı vermeliyiz. Ve hayatınızda güvendiğiniz, sevdiğiniz, size saygı duyan ve her şeyinizi ters düz edip sizin sadece iyi yönlerinizi ortaya çıkaran o insanı bulduğunuzda, işte aranızda olan bu sonsuz ve görünmez şey sizi besliyor. Bu hayatınızda hissedebileceğiniz en kuvvetli şey.

Mutluluk senden gelir sevgili okurum. Başka kimse seni mutlu edemez. Sen, seni mutlu edebilirsin. Bir yılı daha bitirip, diğer bir yıla daha girerken sana sağlık, huzur ve o sonsuz-görünmez şeyi diliyorum. Seninle hep karşılıklı kahve içercesine bir samimiyette ilişkimiz olsun istedim. Umarım bunu başarabilmişimdir. ಥ⌣ಥ

Ve kendi adıma bir şey kesin ki, her türlü sanata, beni ben yapan her şeye ve belli insanlara duyduğum sevgi, bu fani hayatımdan çok daha öte.

Beni okuyan, görüşlerini esirgemeyen ve beni destekleyen herkese binlerce kez teşekkür ederim.

İyi seneler.








Yours&Mine Lolipop'un hayatıyla çeşnilendirilmiştir.

12 Aralık 2014 Cuma

Boşalamadım

Ya yine hastayım.
-amadım serilerini okumak için tıkla; Doğuramadım, Sıçamadım.

Hadi hastalığımı tahmin et. 
İlk tahminin yazının başlığından ötürü pipimle ilgili bir şey olduğudur. Hayır efenim. 
Ama yakınlardasın. 
Evet popom! Popomda ne mi var?
tam olarak popom değil ya


Barsak çatlağım var... Kestaneyi ciddi anlamda çizdirdim anacım. Tahmin edebileceğiniz nedenden ötürü oldu. Galiba. Yani ben öyle sanıyorum. İki gün sonra ortaya çıktı çünkü. Fakat stresten oluyormuş genellikle. Stresten başka bir haltın olmadığı bu boktan hayatımda stresten olmuş olma ihtimali de yüksek.

Geçenlerde hayatımda ilk kez fuck buddy edinmiştim. İlişki dışı seks tabii ki yaşadım ama hiçbiriyle tekrar görüşmedim. Çünkü seks yaptığım insan umrumda olmuyor açıkçası. Seks yaparken odaklandığım tek şey boşalmak ve  kendi tatminim. Rastgele bir insanla yaptığım seksten bahsediyorum, yoksa diğeri farklı elbette. 
Her neyse, bu sefer ten uyumu mu dersin ne dersin bir herifle baya iyi sikiştik. Hayatımda ilk defa Bae'den başka birini arzuladım. Yalnız hala seks sınırları içindeyiz, ona karşı beslediğim hiç bir bebişçe duygu falan yok, dediğim gibi diğer sikiştiğim rastgele adamlardan tek farkı, baya iyi sikişmemiz.


Velhasılıkelam, ben doymuyorum tabii. Üçüncü veya dördüncü görüşmemizden sonra ben yine baya mutlu bir şekilde (seks yaptıktan sonra iyi veya kötü fark etmez, mutlu oluyorum ya) otobüsüme binip eve gidiyorum. Otobüs kavislerden geçtikçe ben yaptığımız seksi zihnimde tekrar tekrar yaşıyorum falan. Kulağımda da seksle en çok özdeşleştirdiğim şarkı olan Janet Jackson - Rope Burn çalıyor.  mmmhhhh


Neyse, ertesi gün oramda dehşet bir sızlama başladı. Nasıl bir acı şu şekilde anlatayım; ilk kez pasif olurkenki acınızı her saniye duraksamadan yaşadığınızı düşünün anam. Üstelik pasif olduğunuz kişi 24 cm gibi bi' şey. Böyle bir acı arkadaşlar. Sıçış esnasında zaten kaktüs sıçarcasına, cam parçacıkları kesercesine bir his var. İlk günlerde koyun gibi minik minik sıçtığım için günde 10 kere falan tuvalete gidiyordum. Bu yüzden sevgili popocuğum...

YA BENİM POPOMUN ÇEKMEDİĞİ KALMADI YA
popoma sahip çıkalım
popo öldü.


... baya tahriş oldu. Hastalığımın üçüncü gününde acile gittim. X'in olduğu acile gitmedim, farklı bir hastaneye gittim. Dünyanın en ilgisiz personeli ve belki de en cahil doktoru bu hastanede arkadaşlar. Yarım yamalak da olsa tıp bilgim vardır, özellikle tıbbi terimleri falan bilirim X ile geçirdiğim zamandan ve merakımdan ötürü, adama şikayetlerimi anlatıyorum anal fissür olabilir diyorum bana ''O zaman biz size reflu yazalım diyor.'' Reflu dediği şey de ishali tutmak için doğal bir maya. Yahu ben ishal değilim ki, kabız da değilim, götüm çatlak aq malı, diyemedim tabii ki. Sonra beni röntgene falan gönderdi geri zekalı, yapması gereken ilk şey rektal tuşe (götümü parmaklamak) ve onu bile yapmadı. Sonra ben sinirlendim bana yazması gereken ilaçları söyledim, bunları yazar mısınız dedim o da Allah'a şükür yazdı ve gittim. Yani şu anki teşhisi ben koydum daha bir doktorun onayından geçmedi. Şu an kendi kendime teşhis koyup, kendime ilaç yazıp, kendimi tedavi ediyorum resmen. Haftaya çarşambaya randevum var ama, yaşarsam gideceğim. :(

Bana diğer doktorlardan hayır gelmeyince ben yine kendimi X'e danışırken buldum. 


Sonra saçmalamaya başladı...



Ben de vazgeçtim. Sonra farkına vardım ki bu adama ben hasta olduğumda yazıyom, o da bana sabah uyanınca azgın olduğunda yazıyor.

Şu an hastalığımın on beşinci günündeyim. Ölümcül acı veren bazı şeyler oturmak, gülmek, hapşurmak, öksürmek ve en en en kötüsü (SONUNDA YAZININ BAŞLAĞINA BAĞLIYORUM) boşalmak. 

Çünkü bir kere boşalmayı denedim ve aynen şöyleydi;



Boşalamıyorum dostlar. :( :'( Hani boşalmaya yaklaşınca ve boşalırken götünüzde bir kas kasılır ya, o  beni gebertiyor işte. O yüzden kaç gündür o noktaya kadar gelip bırakıyorum, devam etmek istesem de baya acı verdiği için bu sefer pipim iniyor. :( Pipim kalkıyor sonra tekrar başlıyorum sonra yine o anda acı dalgası ve pipi inişi slhnsfhsfh. Böyle bir kısır döngü yani. Ve ben abartmıyorum her gün en az bir kere boşalan biriyim normalde. 


BİRİ BENİ BOŞALTSINSJLDHJSFJKGD

Eğer ki olur da boşalırsam muhtemelen şu şekilde olacak;


İki haftadır boşalamadığınızı düşünün ya çok kötü bi şey değil mi ben mi abartıyom? :/ Ay ben de ne hastalıklarla cebelleşiyom dert ettiğim şeye bak aq.

İyileşecek miyim? İyileşecek olursam tekrar anal seks yapabilecek miyim? 
Bunlar meçhul. 
Neyse anacım artık pipimizi kullanırız n'apalım, Rabbım bir kapıyı kapatır diğerini açarfshnsfkjh. Yalnız popomu kullanamazsam bu sefer de şöyle olacak; hiç sevmem tbh :(


Yeni yıl geliyoooleeyy. 
Noel kutlayanların bayramını kutlarım. 
kulağımı deldirdim.
Yorum atıp bana ve popoma destek olun. :'( 
Çok öptüm. ( ’◉◞౪◟◉`)

2 Aralık 2014 Salı

Mim II



Çok değerli, sevgili BayKuş beni mimlemiş efenim. E bana da cevaplamak düşüyor olsa gerek. Mim hakkındaki görüşlerimi sevgili Shoulder kendi yazısında resmen benim adıma açıklamış. :D Neyse artık giflerle renklendireceğiz anacım.

1) Bu gece öleceğinizi bilseniz bazı insanlara bazı şeyleri söylememiş olmanın pişmanlığını hisseder miydiniz? Peki, neden söylemediniz?

Ya ben bi' kere öleceğimi bilsem arkamda saatlerce süren bir ''söyleyemediğim şeyleri söyleme'' videosu bırakırım. Çünkü acayip içimde kalır. Hatta benzerini geçenlerde öleceğim sandığım zamanlarda *tık* yapmıştım, Allah'a şükür yayınlamak nasip olmadan sildim. :D Söyleyemediğim şeyler var elbet, bence hepimizin vardır. Ya söylemeye cesaretimiz yoktur, ya da söyleyeceğimiz kişiler artık hayatımızda değildir.



2) Günün birinde çocuğunuzun doğduğu hastanede bir yanlışlık yapıldığını ve çocukların karıştığını öğrenseniz, kendi çocuğunuzla sizin büyüttüğünüz çocuğu değişir miydiniz?

Değiştirmezdim.

3) Hayalinizi süsleyen bir yerde bir hafta tam pansiyon, harika bir tatil için uçan bir kelebeği yakalayıp ayaklarını ve kanatlarını koparır mıydınız?



4) Bir yemeğe davetlisiniz ve önünüze tanımadığınız bir yemek konuyor. Tuhaf haline ve pek iştah açıcı görünmemesine rağmen tadına bakar mıydınız?

Önce yemekle tanışırımsflhkfsj. Ben görünüşe pek önem vermem açıkçası, kokusu önemli. İkram eden kişi güvendiğim biriyse zaten pek tereddüt etmem.

5) Sevdiğiniz biri için yalancı şahitlik yapar mısınız? Örneğin bir yayaya çarptığında direksiyonda dalga geçmesine rağmen çok dikkatli kullandığını söyler miydiniz? (anne, baba, eş, sevgili)

Dürüst olmak gerekirse, ben sevdiği insanlar için her şeyi yapanlardanım. Ve bu kesinlikle kötü bir huy.

6) Yetişme tarzınızda değişiklik yapma imkanınız olsa neyi değiştirirdiniz?


7) Eviniz ve içindeki eşyalarınız yanıyor. Ailenizi, kendinizi ve köpeğinizi kurtardıktan sonra bir kez daha içeri girme şansınız var. Ne kurtarırdınız?

Köpeğim olduğunu nereden çıkardın ya fslhnfsj. Tuti'yi kurtarırdım. İki yaşımdan beri beraber yatıyoruz. Eskiden sevgilimle yatarken bile aramıza zorla aldırıyordum, düşünün yani ne kadar önemli. :D


8) Yarın sabah başka birinin kimliğinde uyanma ihtimaliniz olsa bunu değerlendirir miydiniz? Kimi seçerdiniz?

Bu soruya verilebilecek tek bir yanıt var ve neden kimse bu cevabı vermedi anlamış değilim; tabii ki Beyoncé.



Takip ettiğim tüm Bloggerlar mimlenmiş zaten anacım. :'( O yüzden ben bu mimi, 60. abonem olan, kendisini henüz tanıma fırsatı bulamadığım, Maydonosse'ye armağan edeyim. :D

P.S: Ben size bir ara komikli bir mim hazırlayayım, bu böyle olmayacak. ᕙ༼ຈل͜ຈ༽ᕗ

27 Kasım 2014 Perşembe

Feministim Çünkü



Neden erkekler kendilerinden daha zayıf gördükleri veya ''feminen'' tavırları olduğunu düşündükleri diğer erkeklere ''kız gibisin'' der? Ve bu neden bir hakaret sayılır? Kız veya ''kız gibi'' olmak birini daha az mı insan yapar? Kadınlık aşağılıkça bir şaka mıdır? Üstüne üstlük bunu yapan sadece erkekler değil, kadınlar da var.
Yapmayın! Bu ayrımcılığı sürdürmeyin.

Oğlunuzun oyuncak bebeklerle oynamasına izin verir miydiniz?
Veya kızınızın oyuncak kamyonlarla oynamasına izin verir miydiniz?
Oğlunuz pembe bir t-shirt giymek istediğinde tepkiniz ne olurdu?
Veya kızınızı futbol kursuna yazdırır mıydınız?

Eğer cevabınız hayır ise, neden? Neden olmasın? Çünkü okuldaki çocuklar onlarla alay eder diye mi? Çünkü toplumsal cinsiyet rollerine bağlı kalmadıkları için mi? Belki de başta ebeveynler olarak, çocuklarınızı bu düşüncelerden bağımsız bir şekilde eğitmelisiniz.

Peki ya başarması güç bir şeyi yapmak için neden ''taşaklı'' olmak gerekir? Halbuki, erkeklerin en zayıf noktası testisleridir. Ve gerçekten bir şey başarmak için onlara ihtiyaç var mıdır? Buna göre eğer sadece erkeklerin testisleri olduğunu düşünürsek ve onlar ''taşaklı'' olabiliyorsa, kadınlar hiç bir zaman erkekler kadar iyi olamaz. Değil mi?

Bu bana kadın ve erkeğin hala eşit olarak görülmediğini gösteriyor. Her ne kadar toplumumuz geçmişe oranla ilerlemiş olsa da, her ne kadar her kültürde bu konu çok daha fazla gündeme getirilse de, henüz yeterli değil. Bana göre kadınların bu savaşı, eş cinsellerin mücadelesine çok benziyor. Geyleri baskı altına almak için dini kullananlar bir yana, hala eş cinsellerin sadece ''feminen'' olduğunu, ki bu bariz bir şekilde aşağılayıcı olarak dile getiriliyor, ve eş cinsellerin cinsiyet normlarına uymadığını düşünen bir kesim var. Dolasıyla onlar bizi erkekten daha aşağıda görüyorlar. ''Erkekten daha aşağı'' nedir? Erkek olmak besin zincirinin en tepesinde olmak gibi midir? Heteroseksüel beyaz bir erkek olman seni eş cinsel zenci bir kadından ''daha iyi'' mi yapar? İşte buna anlam veremiyorum. Hatta eş cinsellerin arasında bile, daha ''erkeksi'' oldukları ve toplum ideallerine daha uyumlu oldukları için kendilerini ''kadınsı'' olan geylerden daha üstün görenler var. Çocukluğundan beri ''feminen'' davranmış gey tanıdıklarım var. Onların bir gün yataktan kalkıp, ''Bundan sonra daha ''kız gibi'' konuşup, sesimi incelteceğim.'' dediklerini mi sanıyorsunuz? Hayır! Onlar böyle. Ve bunda yanlış olan ne? Ya da ''erkek fatma'' olmanın nesi yanlış? Cevabımı tahmin ediyorsunuzdur. Hiç bir şekilde yanlış değil.

Ve biliyor musunuz, cinsel organınız sadece erkek ve kadının arasındaki cinsellik temelli biyolojik farklılığı belirliyor. Cinsiyet ise farklıdır. Transseksüellerden haberiniz var mı? Vajinayla doğmuş ama psikolojik ve başka aklınıza gelebilecek her yönden kendini erkek hisseden kadınlara ne olacak? Bu garip değil, size garip gelebilir ama bu doğal. Ve sizin bu insanlara ayrımcılık yapmaya hiç bir hakkınız yok. Ne yani, bir penisin var ve penisinin ''gerektirdiği gibi'' hissediyorsan ne olmuş? Bu seni kimseden daha iyi veya üstün yapmaz.

Feministim çünkü, ''kız gibi'' demenin aşağılayıcı bir hakaret olmasından bıktım. Pembe rengin erkekler için olmaması ve çocukların kendileri gibi büyümelerini engelleyen bu heteronormatif düzenden ve toplumsal cinsiyet rollerinden bık-tım.

SİZ DE BIKMADINIZ MI ANAM?

17 Kasım 2014 Pazartesi

Ya Sen?



Kendimi kaybettim.
Ben...
Ben kendimde değilim.

Güya artık kendi arkamı kollamayı öğrenmiştim.
Güya artık bana dokunmuyordu bazı şeyler.
Güya artık eksikliğin canımı acıtmıyordu.
Artık ağlamayacaktım güya.
Avutacaktım kendimi güya.
Gerçekler bir süre beklesin.
Ben...
Kalbimin en derinliklerinde biliyorum ki,
Yanılıyorum.
Kendimde değilim.

Yürüyorum.
Aynı şehir değil.
Görüyorum.
Aynı yüzler değil.
Hepsi giderek birbirine benzemeye başlıyor.
Farklı kokuyor artık.
Ama yine de,
Ne kokun,
Ne de yüzün,
Hiçbiri yok bu yerde.
Seni gördüğümü sansam da,
Yanılıyorum.
Sen değilsin.
Her şarkı hatırlatıyor.
Kalbim ağzıma geliyor.
Sol yanıma dokunuyorum,
Senin dokunduğun gibi...
Geçiyor...
Sonra,
Anımsıyorum ki,
Bir daha asla sevemeyeceğim.

Ya sen?
Kiminle gülüyorsun?
Kime yaklaşıyorsun?
Kime aşık oluyorsun?
Kimi terk etmiyorsun?
Kimi incitmiyorsun?
Kime dokunuyorsun?

Sana dokunan başka biri var artık.
Umarım sana sahip olduğu için mutludur.
Umarım seni incitmez, canını yakmaz.
Sen kalbimde yaprakları ağır ağır açan bir şakayık iken,
Koparılıp atıldın aniden.
Kendi kendime diyorum, birlikte kalsaydık belki yeniden mutlu olabilirdik.
Ne manası var ki artık?
Bir kez daha akıyor yaşlar gözümden.
Bir kez daha düşüyor omuzlarım.
Bir kez daha yoksun sen.

9 Kasım 2014 Pazar

Taylor Swift - 1989 | Albüm Eleştirisi

AY BU HAFTA ÖĞ GELDİ BENDEN BİLİYORUM AMA BU SON VALLA TAMAM Bİ'DAHA YAZMICAMSKJHNSFHFS
vizeler geliyo zaten bunları ısıtıp ısıtıp okuverin gari.

Hadi pazar kahvenizi alın gelin, kulaklarınızın pasını silicem şimdi.


Biri gelip bana ölesiye Taylor Swift dinleyeceksin dese tepkim muhtemelen şu şekilde olurdu;


Neden tepkim öyle olurdu? E çünkü hepimiz bir burun kıvırıyoruz hayran kitlesi genelde ergenlerden oluşan şarkıcılara. Aynı şey Justin Bieber, Demi Lovato, Selena Gomez gibilerinin hepsinde geçerli. Ama bireysel olarak şarkıcıyı ele aldığınızda görüyorsunuz ki hepsinin iyi işleri var. 
Taylor'ı daha önceden de dinlerdim ama hiç albümünü dinleyecek kadar sevemedim. Zaten günümüzde şarkıcılar piyasaya sürdükleri singleları satmaya uğraşıyorlar, biri ardına birini çıkarıyorlar. Hiç kimse de hayran oldukları kişinin dışında çıkarılan albümleri dinlemiyor. (Kendimi ve okurlarımı bu kategoriye dahil etmiyorum. :P :D) 
Ama bu albüm dinlenir!

Albüm adını Taylor'ın doğum yılından almış. Genel olarak pop ve synthpop havası var şarkılarda ama iyi ve kaliteli pop. Seksenlerin popu ve glam rockı esintileri var.




Basit ama etkileyici. 7/10


Bu şarkı yüzünden midir bilinmez ama sadece altı ay New York'ta yaşamış bu sarı çıyanın, New York elçisi seçilmesi bende çarpıntı yapıyor! Bu konuda çok net olumsuzum. Sarah Jessica Parker, Beyoncé, Alicia Keys falan varken Taylor ne alaka? Neyse, şarkıya gelecek olursak tam, otobüs şoförü hız sınırını aşıp, alt geçitlerden falan gitmeye başlayınca dinlenecek bir şarkı. Sonsuza dek bölgesel olarak popüler bir şarkı olacaktır çünkü New York bazlı tüm TV programları, sabah showları, ödül törenleri ve spor etkinliklerinde kullanılacak bir parça olur. 


Blank Space

Çok yaramaz bir şarkı. 6/10


Bu parça bir insan olsaydı platonik aşık olduğunuz ve açılmaya utandığınız biri olurdu. Sözler oldukça bebiş, Taylor'ın şarkıda ''kıps'' yapışı falan çok güzel. Alengirli bir ritmi yok ama akılda kalıcı.



Style

Mmmmmmhh. 8/10



Resmen 1989'dan fırlama bir şarkının Allah (c.c.) tarafından modernize edilmiş hali. Dinlediğimi unutuyorum bazen kendimi kaptırmaktan.



Out of the Woods

Daha rahat kopabilmek için mobilyaları kenara çektim. 10/10


Albümün en sevdiğim yüksek tempolusu diyebilirim. Böyle bir şarkıyı nasıl yapmış olabilir aklım almıyor. Bu senenin en mükemmel şarkılarından kesinlikle. Benim içimde gizli bir ''sürekli aynı kelimeleri tekrar eden şarkı sempatizanı'' var sanırım. 
ARE WE OUT OF THE WOODS YET? ARE WE OUT OF THE WOODS YET? ARE WE OUT OF THE WOODS YET? ARE WE OUT OF THE WOODS YET? ARE WE OUT OF THE WOODS YET?


Piste 5 by Taylor Swift on Grooveshark

All You Had To Do Was Stay

Moral verici. 6/10


Bu pek Taylor Swift şarkısı gibi değil, Max Martin ortaya yüksek tempolu bir şeyler sıçmış gibi. Fakat hala güzel, Allah kahretsin!


Shake It Off by Taylor Swift on Grooveshark

Shake It Off

Dünyanın en akılda kalıcı şarkısı. 8.5/10


Yorum yok fslhnfsjj.


I Wish You Would by Taylor Swift on Grooveshark

I Wish You Would

Duygusal fakat asi. 6/10


Tempo fazla hızlı Taylor'a göre, siksen canlı söyleyemez fhklmnsf. Daha yavaş bir ritmde olması gerek aslında, sözleri pek dans etmelik değil. Tam doksanlar şarkısı.


Bad Blood by Taylor Swift on Grooveshark

Bad Blood

Deneysel. 7/10 


Bu şarkıyı Katy Perry'e yazmış diyorlar. Zayıf bir ritmi var, Lorde şarkılarını anımsatıyor, ama Taylor'ın vokali çok farklı. Bazen ''Bu onun sesi mi aq?'' oldum.



Wildest Dreams

Lana Del Rey? 8.5/10


Taylor'ın sesi çok shoplanmış bir Instagram videosundaki gibi çıksa da, şarkı muazzam. House tarzında biraz. Sözler ise harika.



How You Get the Girl 

Hoş. 4/10



Albümü seksen kere dinledim ama bu şarkıyı hep unutuyorum sdfjhnsfh. Pek sevemedim diyebilirim. Lakin nakaratı çok güzel.



This Love

Albümün en en en iyisi. 10/10



Zaten benim favorilerim hep düşük tempolardır ama bu şarkı gerçekten son zamanlarda duyduğum en iyi ballad. Sözleri bir halk ozanı tarafından yazılmış sanki. 
''Bu aşk bende kalıcı bir iz bıraktı. Bu aşk karanlıkta hep parıldadı. Bu eller seni bırakmak zorunda kaldı. Fakat bu aşk beni hiç bırakmadı.''



I Know Places

Ehhh. 3.5/10



Katina eline makas alıp iki farklı melodiyi biçmiş sonra da birbirine dikmiş gibi ama pek olmamış sanki. Taylor'ın yüksek notalara çıkmaya korkuyor gibi bir hali var söylerken. Ryan Tedder'ın şarkısı, o yüzden güzel, çünkü adamın kötü şarkısı pek yok. Aman ne bileyim bir şeyler eksik gibi.


Clean

Adı üstünde temiz, rahat, güzel bir şarkı. 7.5/10


Bu şarkıyı bir çok kişi sevmemiş ama ben ba-yıl-dım. Başı Lana Del Rey'in TV In Black&White'ını andırıyor biraz. Allah'ım düşük tempo weed müziğe bayılıyom. 420 ლ(́◉◞౪◟◉‵ლ)


You Are In Love

Yaşanmışlık var. 10/10


Bu da pek sevilmeyen ama benim HAYRAN OLDUĞUM bir şarkı. Aslında bonus şarkı yani albümün deluxe versiyonunda yer alıyor. Ne vokalleri ne de enstrümantali alengirli fakat son zamanlarda gördüğüm en iyi söz yazarlığı. Zaten bir önceki yazım 1986 bu şarkının sözlerinin düzenlenmiş çevirisi gibi bir şeydi.


Uzun ve sıkıcı bir eleştiri yapmak istemedim kısaca fikirlerim bu şekilde. Bence Taylor Swift pop müziğe yeni bir boyut getirdi ve kariyerinin kesinlikle en iyi işini yaptı. Lady Gaga bunu Artpop ile yapacağını, yeni soundlar yaratacağını söyleyerek beklentiyi bir hayli yüksek tutmuştu. Fakat nasıl yere çakıldığını hepimiz gördük. Taylor bunu hiç bir iddiası olmadan başardı. Kendisine bakışım çok değişti ve şu an bildiğin seviyorum valla. :D 

Üç günde ne kadar dinledim:


Hala da dinliyorum, uzun bir süre de dinleyeceğim. (。♥‿♥。) Herkese şiddetle tavsiye ediyorum.

Siz bu albümü dinlediniz mi?
Nasıl buldunuz?
Favori şarkılarınız neler?
Yorum olarak bırakırsanız sevinirim.
(◡‿◡✿)

6 Kasım 2014 Perşembe

1986



Bir bakış, bir gülüşle başlar
Tam hayal ettiğin anda
Zaman durur
Ve sen bu anı çerçevelersin hayatına
Tekrar tekrar oynatırsın yıllar boyu
Ceketindeki düğmeleri
Basit ama komik esprileri
Çok değil ama sana yeterli
O sürer arabayı gece kahvesi için
Sen muhabbet edersin
Sür'atle yol alırken
Sokak lambaları yansır boynuna
''Bak!'' der, başını çevirirsin
Sonsuz yıldızların parıltısına
Dönersin, sana dokunur
Seni öper
Fazla değil ama sana yeterli
Sabah olur, onun evi
Yanmış tost kokusu
Pazar günü
Sen onun t-shirt'ünü giyersin
O sana verdiği sözleri tutar
Korkularını ve endişelerini bir kenara bırakırsın
Bir adım atarsınız
Çok değil ama size yeterli
Kaldırımlarda öpüşürsünüz
Kavga eder, konuşursunuz
Kar yağar, dans edersiniz
Ofisindeki masada senin fotoğrafın durur
Sonra
O uyanır bir gece, soluk bir suratla
Duraklar
Ve derki; 
''Sen benim en yakın arkadaşımsın.''
İşte o zaman anlarsın
Neden bu kadar insan kafayı yemiş
Neden bu şarkılar yazılmış
Neden şairler bunu hayatları boyunca kelimelere dökmeye çalışmış

Sükûnette duyarsın sesini
Karanlıkta görürsün yüzünü
Eve giderken hissedersin onu tam kalbinde
İşte o zaman anla ki 
Aşıksın
Gerçekten aşıksın

5 Kasım 2014 Çarşamba

Sıçamadım

Bir Ses by Sakin on Grooveshark
BU YAZI BUGÜN İÇİNDE YAŞANMIŞ TAMAMEN GERÇEK BİR OLAYI ANLATIP, OKUYUCUYU RAHATSIZ EDEBİLECEK İBARELER İÇERMEKTEDİR. ÇÜNKÜ BOKUMDAN BAHSEDİYORUM. BİŞİ YİYOSANIZ Bİ KENARA KOYUN AQ. AZ YİYİN.

SA. 
Hayatımda ilk kez bir sene içinde iki kereden fazla hastaneye gittim. Ben normalde (ŞÜKÜRLER OLSUN RABBIM) çok hastalanan biri değil(d)im. Son bir haftadır üzerinize afiyet ishaldim. Fakat normal bir ishal değil mukus ve kanla karışık. Sonra bu giderek sadece mukusa dönmeye başladı, bildiğin beyaz beyaz (≧ω≦). Hatta Pilot ''Yuttuğun dölleri sıçıyondur.'' dedi slhknfshfj.

Neyse dedim Lolipop anacım bu böyle olmaz en iyisi sen X'e bir mesaj at.


 SELAM BİLE DEMİYORUM YALNIZ :D
O DA GARİP KARŞILAMIYO AQ


''Gaitamı görmeni istemem (ay surat)'' LKDNMGHLKSFNMDHFSHJDJ
''Yahu bana vermicen heralde.'' Sana versem? (ΘεΘ)


Torpil...


LolipopCUM dediiiiii 。◕ ‿ ◕。

Neyse anacım dersten çıktım. Ha bu arada bir sunum yapmışım... Hoca sunumumu yarıda kesip ''Lütfen çık ya senin okul okumaya ihtiyacın yok sinir ediyorsun beni, ben seni geçiririm sen gelme bir daha.'' demez mi fsljnsfhfshj. Canıma minnet aq ''Ok~'' dedim çıktım.

Sonra gittim acile işte, X orada. Onu gördüğüm an tabii ben böyleyim.


Ya arkadaşlar yakışıklı doktorlar görmüşsünüzdür ama böyle bi şey yok ya... Offf offff... Neyse... Ağzım kulaklarımda böyle beni görünce ''How are you?'' dedi ''ÇOK İLGİNÇ SIÇIYORUM'' dedim lfshkmnsfkmjh. Sonra bu çocuk niye benim sevgilim değil!!! Aferin Lolipop. Direkt beni boş bir odaya attı ve sedyeye yatırdı, bir an anüsüme falan bakacak sandım Allah muhafaza. :D Ay vallahi ölmeyi yeğlerdim. Çok utanırım kız ben. Yani başkası baksın da o bakmasın aq. O işi yapacak olursak bakabilir tabii, yakın temas kurabilir. (◕‿◕✿)

On beş dakika karnımı yumrukladıktan sonra, sanırım bağırsaklarımda sertleşme var mı diye baktı (o an başka yerlerimde sertleşme oluyordu tbh), şu küçük pembe kaplardan verdi içine etmem için. 





























DÜNYANIN EN KOMİK KABI YA :DDDDDD

Tabii Lolipop şanssız, Lolipop cenabet... Allah'ım nasıl anlatsam bildiğiniz 45 dakika ıkındım, yani böyle bir şey olamaz, yine de çıkmıyo anacım. İçimde bebek olsa çoktan doğurmuştum aq. Küçücük yerde ıkınmaktan o kadar çok terledim ki üstümdekinin rengi değişti. Sonunda gerçekten kakişden başka her şeye benzeyen acayip extraterrestrial bir sıvı küçücük miktarda pırtladı. 


Kakişimi 8 aydır tanıdığım ve bir türlü sevgili olamadığımız, ve artık olmayacağımız, adamın eline tutuşturmak istemedim, bırakılması gereken yere bıraktım. Sonra gözlerim aradı teşekkür edip çıkmak için, bulamayınca çıktım, Whatsapp'ten yazdım yukarıdaki dördüncü görselde belirtildiği üzere...

Sonuç, kakişim hiç normal gözükmüyo fslhnfhfsh. Büyük ihtimalle bir şey var, umarım bağırsak kanseri değildir. Ben ülseratif kolit olduğunu düşünüyorum (gerçi onun da az kalır yanı yok), sonuçlar çıkınca göreceğiz bakalım. Twitter'dan yazarım ölecem mi ölmeyecem mi diye sfknhfshj. 

TAKİP EDİYONUZDUR UMARIM?! @lolipopbey 

Sağlıcakla. (◡‿◡✿)

1 Kasım 2014 Cumartesi

Bae'nin Notları
































Bir edebiyat öğrencisi olarak short story olsun, roman olsun, bunların analizini yapmaya baya alıştım.  VE BIKTIM :( Bu yazı serisinde de buna benzer bir şey olacak, sizinle benim için çok özel şeyleri paylaşacağım ve beraber analizini yapacağız. (◕‿◕✿) Beraber değil aslında ben yapıcam fshnsfjgfk. Yani yazı serisi dedim ama belki bu ilk ve son paylaşımım olur bilemeyeceğim gelen feedback'e bağlı. :D

Bae kim aq? diyenler; 
Onunla nasıl tanıştım? Tık.
Onunla ilgili neler düşünüyorum? Tık.
Onunla neden beraber olamıyoruz? Tık.
Onunla neden ayrıldık? Tık.

Ön bilgi: Hafta içi çalıştığı zamanlar bana hep çiçek yollardı. Bazılarında da böyle notlar olurdu. Parça parça kırptım daha rahat olsun diye, hadi başlayalım.


İfade etme özürlüydü tbh. (-’_’-)


Yazar burada ''Seni sikmeyi ne kadar çok istiyorum, biliyor musun?'' demek istemiş fslkhmnsflhdgj.


''Her sabah, her öğlen, her akşam. Seni sikmek...' HAHAHAHA! Abi adamın bilinçaltında kesin sikiş vardı biliyorum ben malımı.


Parka falan gitmedik hiç, yalan fhlksnsfh. Evde oturmak yeterli çünkü evde sikebilecek ya şerrrro. 
∩(︶▽︶)∩


Baykuş dediği şey benim içinde hiç para biriktirmediğim ama bana ait belki de en eski şey olan Baykuşlu Kumbaram. Gayet hiç de sevmezdi her gördüğünde fırlatırdı. :D Korkuyodu baykuştan anacım. Saçma bisküvi dediği de Oreo :D Neymiş Negro aynısıymış. Tamam aynısı inkar etmiycemlfshnsfj Ama Negro Hadise'yse, Oreo Beyoncé'dir. (◡‿◡✿)


Abi bildiğin 15 dakika öpüştük ya ne demek yeterince uzun değildi. Dünyanın en azgın adamı aq.


Senin de sikin yeterince uzun değildi aq ses çıkardım mı? :D


Aa bu doğru ama hep geç kalırdı gideceği yere, baya baya gitmek istemezdi benimleyken.


İnş :D


Bu notlar sikişmeden önceki notlar, sikiştikten sonra bildiğin öküzce yazmaya başladı. :D


''Sadece benim...'' Vaay haşin ve kıskançsljhnsfhjd. Ben de seni seviyorum cnm tşk. 


Böylelikle romantizmin ağzına da sıçar bitirirken. 

Beğendiniz mi daha yapayım mı böyle? Yorum olarak bırakırsanız sevinirim. :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...