31 Temmuz 2014 Perşembe

Selam

Napıyonuz? Beni hatırladınız mı? Hatırlamayın, sıfırdan başlayalım.

Çocukluktan beri flütlerin canlı olduğuna inanmış, zürafaları hep sevmiş, 19 yaşına merdiven dayamış, Ankara'nın bağrından kopup Antalya'ya göçmüş, 43 numara ayakkabı giyen bir ibneyim. Hemen hemen her gün  balkonda oturur, sigaramı içerken hayatımda neler olup bittiğinin hesap kitabını yaparım kendi kendime. Hatta alt komşu anneme ''Bu çocuk geceleri balkonda kiminle konuşuyo?'' diye sormuş bile.

Şu sıralar pek bir şey yok aslında. Yoga yapmaya başladım, baya iyi geliyor deneyin. Her gün en az 15 dakika çıplak ayakla toprakta yürüme olayını yapıyorum. Yıllardır hiç aksatmadan yapmış olsam da hala yüzümde çıkan sivilcelerime çare olamayan günlük cilt bakımı rutinim var. Bunlar biraz işsizliğin getirmiş olduğu zaman öldürme araçları ya. Okul tatilde ve yapacak bir şeyim yok.

Aslında böyle boş kalmaktan korktuğum için tatil olur olmaz bir işe girmiştim. Çok züppe bir yaşam merkezi mekanında resepsiyonist oldum. Baya iyiydim hatta, sonradan şef bile oldum. Fakat benim ağzım pek kapanmaz. Yani açıkçası haksızlığa gerçekten tahammülüm yok. Oradaki 'üyelerin' sırf üç kuruş para ödedikleri için çalışanlara aşağılayıcı tavırlar sergilemelerine hakları olduğunu düşünmüyorum. Ben böyle birkaç mevzuya denk gelince dayanamayıp kavga ettim bir üyeyle. Sonra da kıçıma tekmeyi yedim. Hayatımda ilk kez işe girdim ve 20 gün sonra kovuldum amk.

Aldığım para iyiydi neyse ki. İlk maaşımı da almış bulundum. İlk maaşınızı hatırlar mısınız? Garip bir his ya, harcamaya kıyam... 3 saat içinde hepsini harcadım.

Şaka maka şükrettim böyle bir işte hayatta kalmak için çalışmadığıma. Ki benim pozisyon yine iyiydi, temizlik personeli var, işçisi var... Okulun önemini biraz daha kavramış oldum. Tamam, saçma bir sistem var ve saçma sapan bir eğitim alıyoruz ama okumak gerekiyor babam. Diğer türlü zor, çok zor.

Baba dedim de ben babamı sevmiyorum. Bayram mesajı attım geçen gün aylardır konuşmamamıza rağmen. İstediğimden mi? Yoo. Sanki atmak zorundaymışım gibi hissettim ya. Bunun sebebi farklı şehirde, sevdiklerimizden ayrı geçen ilk bayramdı. Ben yumuşadım falan, koy götüne gitsin atayım n'olcak dedim. (Ya bi dk böyle yazınca aklıma şu geldi bence çok komikfshkmsfjdg) Babam da cevap olarak, ''Vaay mesaj atmasını bilir miydin? Bla bla bla... Doğum günüm de 2 gün önceydi, unuttun. Bla bla bla... Beni unutma be oğlum. Bla bla bla...'' yazdı. Sie.








Herneyse, çok bebiş diziler izlemiş oldum. Misal, Orange Is The New Black. Komedi tarafı ağır basmıyor bence ama muhteşem bir drama. Bu kadar çok seveceğimi hiç düşünmemiştim, hapishane diyince aklıma Flash TV'deki Parmaklıklar Ardında programı geliyor çünkü. Orphan Black, o-l-a-ğ-a-n-ü-s-t-ü! Dünya'nın en çok emek verilen dizisi resmen. Senaryo, kurgu, prodüksiyon harika. Tatiana Maslany'nin tükenmişlik sendromuna girmesinden korkuyorum gerçi. :( Dizideki rollerin yarısından fazlasını canlandırıyor kendisi. Onun dışında True Blood'a devam ediyorum, bitse de gitsek havasındayım. Parks&Recreation'a başlayacağım büyük ihtimalle. Ama izleyecek dizi arıyorsanız OITNB ve Orphan Black'i şiddetle öneririm. Siz de bana dizi önerin bence.






Blogspot'a ihanet etmiş gibi hissediyorum, uzak kalışımın sebebi Tumblr illetiydi çünkü. Fakat buranın havası başka ya, bir kere yazdınız mı eninde sonunda geri dönüyorsunuz; içinizde bitmek tükenmeyen bir yazma isteği oluyor falan. Yazarım ben yine hadi görüşürüz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...