5 Ağustos 2014 Salı

Kaçınılmaz

N'aber bebişler? Dün uzun süredir görüşmediğim bir çocukluk arkadaşım aradı. Antalya'daymış görüşmek istediğini söyledi. Kendisiyle Ankara Tenis Klübü yıllarımdan tanışıyoruz. Hayat beni buraya, onu da İzmir'e sürüklediğinden beri görüşememiştik.

Eskiden ben, tenis antremanlarımızın yemekçi başı gibiydim. Her gün nutellalı, muzlu sandviçlerimden götürürdüm. Millet az yalvarmadı bize de yap getir diye ama ben sadece bu arkadaşa yapar getirirdim. Baya kafa biriydi, en sevdiğim yönü çok dobra olmasıydı. Bi de acayip güzeldi sormayın. Hala da öyle, mankenlik falan yapıyormuş. Gerçi herkesin mankenlik yapabildiği bu dönemde bu pek abartılacak bi şey değil. Neyse güzel işte.

Bu beni arayıp kuzenimle geliyorum diyince ay ben şok. En nefret ettiğim şey tanımadığım biri+tanıdığım biri+ben'li ortamlar. Birden fazla tanımadığım insan olsa sıkıntı yok. Neyse ki erkek değilmiş kuzeni. Ben de bunu duyunca kendi +1'im olarak bu şehirdeki en sevdiğim gey arkadaşım olan Scott'ı çağırdım. Çok seviyorum kendisini ya. Tatilde, tüm arkadaşlarımın evlerine gittiği bu dönemde, resmen hep onunla vakit geçiriyorum. 24 yaşında, İngilizce öğretmeni. Gey dedim ama kendisi daha gey olduğuna inanmayan tiplerden. Hani şu ''Ben kızlardan da hoşlanıyorum yia.'' diyip, yolda gördüğü her seksi çocuğa sulananlardan. Ona ne kadar ''SEN GEYSİN AQ'' diye bağırsam da, ''En fazla biseksüelimdir.'' diyor. Sabır...




Buluştuk, saçma sapan konulardan konuşuldu, ben yine 10 tane Cool Lime içtim. Biraz değişmiş bu kız, götü kalkmış değil de sanki sonradan görmeler gibi olmuş. Bi şey gördüğü yok gerçi. İki kere yurtdışında defileye gitmiş, bu kadar. Aynı şeyleri anlatıp durdu. Tabi bana elamet geldi. Scott'a kaş göz yaptım kalkalım desin diye ama anlamadı. O yüzden onları bekledik, saatlerce kalkmak bilmediler tabi.

En sonunda kalktık, dışarı çıktık. Şimdi asıl bu yazıyı yazmamın sebebine geliyorum herhalde bu yazı yıllardır görüşmediğim çocukluk arkadaşımla ilgili değil. Kendi duygu fırtınamla ilgili. Duygu fırtınası? Siyah bir Mercedes durdu, benim aklıma direkt Bae geldi.




''Onu ilk kez 4 Ağustos’ta gördüm. Üvey kardeşim F’nin arkadaşı Z ile sinemaya gitmiştik. Altıparmak’taki sinemada aradığımız film yoktu o yüzden Zafer Plaza’ya gitmeye karar verdik. Binadan çıktık, dışarıda siyah bir Mercedes vardı. İçinden takım elbiseli, gözlüklü bir cıvan çıktı. Meğer Z'nin abisiymiş. İlk orada tanıştık. Başta bana selam bile vermedi sadece Z’yle konuşuyordu ama ben gözlerimi ondan alamıyordum, gözlüklerinin altından onun da bana baktığını biliyordum. Onunla konuşmak için iğrenç olan gözlüklerine çok güzel dedim ve böylece bana söylediği ilk laf ''Biliyorum, sağol'' oldu. Nereye gideceğimizi sordu, bırakayım dedi. Arabadayken birkaç laf edebildik. Konu bir şekilde benim İngilizceme geldi ve bana bir arkadaşının iş yerinde office boy aradıklarını söyledi. Düşünür müsün falan filan derken belki numarasını verir diye kabul ettim. Tam öyle olmadı, numaramı aldı. Günler geçti ama ne bir mesaj ne de bir çağrı vardı. Ayın 11'inde aradı.
 

‘’Alo?’’
‘’Sen kimsin?’’
‘’Ben Bae, Z’nin abisi, geçen gün konuşmuştuk.’’
‘’Geçen gün? Bir hafta oldu.’’


Böylece konuşmaya başladık. Ortada iş falan yokmuş, numaramı almak için öyle demiş. Sonra da tüm sosyal medya hesaplarımı araştırmış, ödevini yapmış, gey olduğumdan emin olunca da anca arayabilmiş. Tanıştıktan 20 gün sonra, 24 Ağustos’ta da artık sevgilimdi.''

Fakat siyah Mercedes'den inen o değildi. Kaldım biraz öyle. Hayatımın ilk ve tek aşkını düşündüm. Onu ilk görüşüm, onunla geçirdiğim günlerin benim için olmuş ve olabilecek her şeyden daha güzel olduğu gerçeği, onu kaybedişim... Ve tam 2 yıl sonra aynı gün bunun olması garipti. Hayat garip, her şey garip zaten ama bu çok garip. Bence bir insanla bağ kurduysanız, bu bağ asla kaybolmaz. Eninde sonunda yine ne kadar önemli olduğunu hatırlarsınız çünkü zaten sizin için her şeyden daha önemlidir. Kaçamazsınız.

Sonra arkadaşlara zar zor hoşçakal diyebildim. Scott aradı ''İnme mi geçirdin n'oldu?'' diye, ben de ''Sonra konuşuruz.'' diyip kapattım. Biraz yürüdüm, sonra otobüse bindim eve geldim şimdi bunu yazıyorum. Otobüsteyken bu şarkıyı dinliyordum, ağladım biraz. Yanımdaki kız ''İyi misin?'' dedi, mendil falan verdi. Yavşadı hatta. Neyse ya...



4 yorum:

  1. "Gözlüğün güzelmiş" cümlesine karşı "biliyorum" demek ne kadar itici bir cevap öyle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ama aslında öyle biri değil :)

      Sil
  2. Onu kaybedişim deyince aklıma kötü şeyler geldi :( "Fakat siyah Mercedes'ten inen o değildi" cümlesine dayanarak öyle bir şey olmadığını varsayıyorum? Ama öyleyse acayip gaf yapmış olmanın verdiği gerginlikle yorumumu yazıyorum.

    Taraftan biri geçirilen günlere çok güzel diyebilirken diğer taraf ne kadar kötü diyebilir? E o zaman neden ayrılınır ki?

    "Ağlamak su güzelliği"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ölmedi. :)

      Ayrılık üzerine tez yazılabilecek bir konu, her şey berbatmış veya her şey mükemmelmiş farketmez yine ayrılığa eşit uzaklıktasın. Bir anda bitebilir bazı şeyler. İki taraf istemese de bitebilir, bittikten sonra tekrar isteseler de düzelemeyebilir. İnsan ilişkileri işte, karışık.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...