24 Eylül 2014 Çarşamba

Osmanlı'da Gey Seks Işçileri | Bölüm II

Son hikayeleri de paylaşayım bakalım. İlk yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

KALYONCU SÜLEYMAN

Bir diğeri de Kalyoncu Süleyman'dır ki güçlü mü güçlü, insan ejderhası hamamın gözde sikicisi. Aslen Trabzonlu olup, gemici dayılar koynunda büyütülmüş olup, başına keçe külah geçirilmiş, göğüs çıplak, yalın ayak, baldırı çıplak kanca atıp palamar bağlamış, geceler dahi dayıların koynunda uçkur çözüp göt devirmiş oğlandır. Bunlara gemici dilinde 'zenane' derler ki adam sekse doymaz, iri kıyım oğlanla döşekte öyle cilveler eder ki muhabbete doyulmaz. Bu Kalyoncu Süleyman günlerden bir gün Hasköy iskelesine gelip yalın ayak, baldır, bacak, göğüs çıplak otururken şehri kulamparaların (aktif gey demek, bkz: hiz = pasif gey) yüreklerini dağlar ''Acaba şu gemici oğlanın siki ne büyük ve şekildedir?'' diye düşündürürdü. Hamamcı Hasan Ağa'da Süleyman'ın oturduğu yerdeymiş. Oğlanın sümbül koçanı yarrağının peşindeymiş. ''Tamam, bana böyle aşkbaz tez canlı bir tellak lazımdır.'' diyerek oğlanın yanına üşüşmüştür. Oğlanın gözünü boyayıp hamama götürmüş, beline peştamal bağlayıp bir kaç gün eğitim verdikten sonra müşteriye çıkarmıştır. Edep bilir tokmakçıdır. Utanma perdesini açıp hizmetini tam görür. Müşterisini halvete atınca kapıya peştamalini asar, ''Uzan beyim, paşam, efendim, ağam bacaklarını ve ayaklarını ovuşturayım.'' derdi. Baldırını bacağa atar, kıvama gelince kendi peştamalini indirip çırılçıplak kalır hemen müşterisinin ayaklarını öper ''Sultanım işte gör, vücudum uyandı, benim gibi garip bir çıplağı sevindir, seninle bir muhabbet edelim.'' der. Yarrağı büyük ve siyahtır ama nazikçe aheste aheste dipleme sokar ki bu hüner ancak bu ittedir. Fişek atıp götten sikiş tamam olunca yine ayak öpüp yine izin talep eder. Bahşiş için yalakalık yapmaz. Tokmakçılar hamamda 100 kuruş alırlar ama bu Süleyman'a 300 verilse azdır. Gece döşek yoldaşı olursa en az 3 sefer fişek atıp 450 kuruş alır. Ama müşterisi isterse 5 kere fişek atar. Böyle güçlü ve ateşli tokmakçıdır. Kendisi de alta yatıp ''Efendim lütfen, bu muhabbetin tadı altlı üstlüdür.'' der. (ahahahahah burayı çok sevdim.)

KINALI KUZU FİRUZ

Biri de Kınalı Kuzu Firuz'dur ki gerçek adı Firuz'dur. Meşhur kulamparalar Firuz Şah derler ki gerçekten de güzelliğin şahıdır. El ayak parmakları kınalıdır. Arnavut asıllı olup, gözleri kanlı taze delikanlı olup memleketinden gelince Çardaklı Hamam'da hemşeri odasına misafir olmuş, o pis tellak Firuz'u sikip eritmiş, beline peştamal bağlayıp kendine ortak etmiştir. Mertlik sahibi kulampara biraderlerimiz Çardaklı Hamam'a vardıklarında ''Bir kınalı kuzunuz varmış.'' derler, o hayvan tellak Firuz'u getirip el öptürür, makbule geçer zannederek iltifat duyunca ''Efendim ortaklık yoludur, oğlanın başını tutmam gerekir.'' deyip Arnavut Firuz'un boynuna kolunu geçirip oğlanın götü nur topu misali domalır ki, aşk olsun o oğlanı sikmeyene. İş bitince oğlan su dökünüp, peştamalini giyip el öperek ''Yine beklerim ağam.'' der. Bahşişi it oğlu it tellak alır, Firuz'a götünün kazancından birkaç akçe zorla verirmiş.

PEREMECİ BENLİ KARA DAVUD

Bir diğeri sikici Kara Davud'dur. Uzun boylu, güçlü, bıyıkları yeni çıkmış bir yiğittir ki gece gündüz bey, paşa, ağa ve efendi götü tokmaklar. Bir it oğlu ittir. Sikinin kazancını yine sikişe yedirip göt siker. (sdljlsahnjlshnsf) Bu yüzden yalın ayak gezer, bir çaredir. Üsküdar Kolluk Hamamı'nda ortaya çıkmıştır ama evi yoktur. Hamam hamam dolaşan avaredir. Varacağı hamama girer, külhanda soyunur levent gibi yürüyerek müşterisi neredeyse hizmetini görür. Önceden tanıyorsa huyunu suyunu bilerek ''Ağam, paşam, efendim işte Kara Davud'un geldi.'' diyerek sikişe başlar. Ama müşteriyi daha önce görmediyse ''Sanırım tokmakçı ararsınız.'' der ve ellerini bacak ve ayaklara atarak ağır ağır yukarı çıkar. Müşteri ''Elini çek!'' derse kendi sikini çıkarıp ''Ağam bu işte utanma olmaz, ben seni memnun edeyim. Bak benimki uyanmıştır'' diyerek müşteriyi yüz üstü çevirir ve üstüne biner. Benli Davud, Dördüncü Murad'ın silahdarı Mustafa Paşa'nın nazlı oğluna alaka eder, tüm parasını ona harcar. Birbirlerine aşık olmuşlardır ama oğlanı da şakır şakır siker. İyi ki duyulmamıştır ki ikisinin de sonu dar ağacı olmasın.

ALTINBAŞ İSKENDER

Biri de Altunbaş Bey oğlu, Arnavut beyzadesi İskenderdir. Gazi Sultan İkinci Murad ve Fatih Sultan Mehmet zamanında isyan ve eşkiyalık yollarına düşmüş olan Kastaryotoğlu İskender Bey dedikleri Rum cariyesinden doğma piçin soyundan gelmektedir. O taraflarda ''İskender adında bir şehzade Arnavut kavmine padişah olur.'' dedikodusu yaygındır, bunun adı da İskender olunca Hacı Nezir Ağa oğlanı padişah ilan etmiştir. Debre Ağa oğlanın ölümüne razı olmayıp hemen oğlanı Mahmut Paşa Hamam'ında Süleyman Ağa'ya göndermiştir ki terbiye etsinler. Ama İskender terbiye kabul etmeyip, dağda bir süre haydut koynunda yatmıştır. En sonunda Süleyman Ağa onu bulmuş, soyup hamamına koymuştur. Bir seferi 90 kuruştur, 20 kuruş da ortağı alır. Gecesi üç seferden fazla koymamak üzere 200 kuruştur, ortağı 100 kuruş alır. Müşteri üç seferden fazla isterse her fişek için 250 kuruştur.

KARANFİL HASAN

Bir diğeri de Karanfil Hasan'dır. Hamam'ın gül bahçesinde beslenip büyütülmüş seçkin dilberdir ki cilve katında üstad, uzun boylu, güzel götlü 15 yaşında. Kalafat yerinde kayıkçı bekar uşaklarla çelik çomak oynayayım derken uçkuruna el atmışlar, gece odalarında üryan edip döşeğe atmışlardır. Oğlanın gümüş kasesine kol kadar anahtar uydurup içinde oynatmışlardır. Delik bir kere açılınca bal çanağa eşek arıları üşüşmüştür. Hamam böcekleri oğlanın yolunu kesip ''Aman oğul, subaşı duymuştur, defterli olursun. Senin için kurtuluş yeri hamamda soyunmaktır.'' deyip oğlanı Karabekir Ağa'ya götürmüş, el ayak öptürmüşlerdir. Hamamcı ağa çok beğenip soymalarını emredince Karabekir Ağa'nın aklı perişan olup ''Vay piçler, bu karanfil oğlanı nerede buldunuz?'' demiştir. Oğlanın iki sene başkasına peştamal bağlamayıp sadece kendisi için iş görmesini istedi. Çalmış kalem parmaklara al kına, yakına gel aman oğlan yakına deyip sadece Hasan'ın ayaklarını öptürmeye izin verdi, o da 10 akçeydi. Sonrasında, İki nefer ocaklı dilaverler Deli Ferhat ve Kırkık Ali, Karanfil Hasan'ı odaya götürüp ''Bre bu nasıl iştir? Oğlan hamamcının kafesinde tutulur mu? Böyle hamam çıplağı oğlana tasarruf ve taassub olmaz. Akçamızla geçer hükmümüz. Biz bu oğlanı elbet ki sikeriz. Rıza ile verdi ne âlâ. Vermese silâhımız kuvveti ile işte o anda zorla ve kahırla yatırıp sikeriz. Hamamda itiraz olmaz, yoksa kan olur.'' demişler. Deli Ferhat kapıyı tutup, Kırkık Ali kılıçla oğlanı kesecek olunca Karanfil Hasan ''Aman ağam, kıyma bana, teslim!'' deyip uçkurunu çözmüş ve o aç ite domalmış, o da sikinin zehrini oğlanın içine kusturmuş ve işini bitirince Deli Ferhat da oğlana sokmuştur. Hamam uşakları ''Ağa, önünde sonunda olacak buydu, oldu. Hamamı kolluğa bastırmak olmaz. Karanfil Hasan müşteriye soyunsun artık.'' demişlerdir.

İştee böyle. Osmalı'da geçen bir gey seks erotikası okumuş oldunuz. Ben uydurmadım bunları. Ne öğrendik? Aşka izin vermediler, iş sikmeye sikilmeye gelince kimse ses çıkarmadı. Hala da böyle değil mi? Gizlice ne bok yerseniz yiyin ama aşık olmayın, evlenmeyin diyorlar.

AYHH SİNİRLENDİM YİNEEEEEEEEEEE


Twitter hesabımı takip ettiniz dimi? (◕‿◕✿)

4 yorum:

  1. "Delik bir kere açılınca bal çanağa eşek arıları üşüşmüştür." Puahahahhfsaa :D

    Aşkla peynir gemisi mi yürüyor boşver :P :P

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...