24 Ekim 2014 Cuma

19

Smile by Janelle Monae on Grooveshark
Sanırım dünyada en çok önem verdiğim şey başkalarının doğum günleri, en az önem verdiğim şey ise kendiminki. 

Bu sene hayatımda ilk kez doğum günümü kutladım diyebilirim. 'Kutlattırdılar' daha doğrusu. Henüz 23 Ekim olmadan en yakın arkadaşım Şampuan'ın evine gitmiştim. Geceyi ve sabahı onunla beraber geçirdik. Günün en sevdiğim kısmı da buydu sanırım. Şampuan söylemesi gerekenleri korkusuzca ifade edebilen, gülerken sonuna kadar gülen, ağlarken hep yanında olan bir kız. Onu en yakın arkadaşım yapan ana faktörleri böyle özetleyebilirim. Pilot neden hiçbir zaman, ya da en azından şimdilik, en yakın arkadaşım olamayacak; çünkü duyarsız biri. Çok düşünceli biri, mesela gittiği ülkelerden bana şarap falan getirmesi güzel, fakat dediğim gibi duyarsız. O kafasına estiği gibi yapıyor, canı isterse umursuyor. Ha onu sevmiyor muyum? Hiçbir insanı bu kadar kısa sürede (1 ay) bu kadar çok sevmedim: arkadaş olarak. Onu da öyle kabul ettim. 
Evet, doğum günümü kutlamadı bu arada. :)


Neyse doğum günüme geri dönersek, Şampuan ile okula gittik, gavur bir adam eski Kelt kültürünün İngiliz diline olan etkisini falan anlattı. Dinlemedim. :( Sonra ikinci en yakın kız arkadaşım olan (fljhnfsdj) Vegan, beni zorla ''Ya çok acil Yakut'a (bkz: kampüsteki çarşılardan biri) gitmemiz lazım para çekmeliyim.'' dedi. Ben de inanmış gibi yaptım çünkü arkadaş dünyanın en kötü yalancısı. Biliyordum yani orada bir sürprizin olacağını. 

Beni en çok seven herkes orada toplanmıştı resmen. Girer girmez konfetiler, kocaman bir pasta ve ''HEPİ BÖRTDEY TU YU!'' naralarıyla karşılaştım. Hayatımda hiç o kadar odak noktasında olmamıştım sanırım. Bu sefer gerçekten Mariah gibi hissettim. Ve evet, böyle yaptım;


~

Ya bi dk konuyu kesinskljhnsf. Bu kadın dünyanın en komiği ya fslkmnhlskfhj. Her boka ıslık notası çıkarıp, elini o şekilde yapmasına bayılıyorum. Şarkıları anladık ama durup dururken de böyle. Bakınız şu videonun son 5 saniyesi fskmhjdj. Bi de şu mesela. Neyse bu bölümün esprisini Mariah bilmeyen kimse anlamayacak ya burayı keselim. :( Anlayanlar ve gülenler YORUMA! (^▽^)

~

Şimdi her detaya girip sizi sıkmayayım. Hayatımın ilk sürpriz doğum günü partisini ve 19. geleneksel 'sevgilisiz' doğum gününü de yaşamış oldum böylece. Annem akşamdan sabaha kadar nöbette olduğu için onu hiç görememiş oldum, biraz üzüldüm. Aslında genel olarak üzgün ve hüzünlüydüm ya fshnsfhdjgd. Ben kendimi üzmeyi gerçekten çok seviyorum. Mesela üzülmek için tek bir neden yoktu, tek bir kötü olay yaşamadım o gün ama yine de buruktum. Hep böyleyim. Etrafımda onlarca insan olsa ve çok güzel vakit geçiriyor olsak bile, durduğum anda aklıma bir şey geliyor, üzülüyorum. Ergenlik diyeceğim ama 19 oldum bence ergen değilimdir artık. Zaten hiçbir zaman 'ergen' olmadım.

Aslında gelmiş geçmiş en büyük ergen de olabilirim. :D Oturdum bugün doğum günümü kutlayan herkesi bir kağıda yazdım. Neden Kiril alfabesiyle yazdın diye sormayın, bilmiyom. (o_-)



Kimler kutlamadı? Pilot'u söylemiştim, X, Piyanist, Bae ve burada bahsetmediğim tüm diğer eskiler. :D Gerçi benim iki ilişkim oldu, genelde insanlarla tanışıp bir yere varamıyorum. (bkz: X, Piyanist) Tanışma aşamasında, 3 haftadan - 6 aya kadar uzayabiliyor, bitiyor her şey. 
Bae'den de bahsetmiştim, aşık olduğum adam... Onun kutlamamasına sevindim çünkü gerçekten bir daha hiçbir şekilde onunla temas kurmak istemiyorum. Çünkü biliyoruz ne olacağını; tekrar barışacağız. Zaten ben de bunu bildiğim için 30 Ağustos'ta onun doğum gününü kutlamamıştım. Hatta kendimi tutamam, kutlarım diye tüm iletişim bilgilerini yok etmiştim. 

Son olarak kutlamamasına üzüldüğüm kişi Ankara'da bıraktığım, bir zamanlar en yakın arkadaşım olan Üzüm'dü. Bu mesafeler her şeyi bitiriyor galiba. Ben Üzüm'le daha doğmadan arkadaştım. Annelerimiz birbirlerinin can yoldaşıymış. Biz de beraber büyüdük, hep yan yanaydık. Ben Ankara'dan ayrılınca ilk sene her şey normaldi. Fakat bu sene sanki uzaklaştık gibi. Bana sorarsanız ben sevgimden bir gram kaybetmedim. Hala her gün onun yüzüğünü takıyorum mesela. Sizce mesafeler arkadaşlıkların sonunu getirir mi?

Görgüsüzlük yapıp hediyelerimden bahsetmeyim ya. :P Yok lan sadece bir hediye aldım, o da kardeşimden. 0.5 uçlu kalem almış. Bu davranışı onu ilk kez sevdiğimi hissetmeme sebep oldu. Kardeş lan.
Edit: Annem Alişan deri ceketi almış, neyse ki para iadesi yaptılar da H&M'den çorap, iç çamaşırı falan aldım.


Annem yatağımın üstüne bunu bırakmış. İlk kez gördüm bunu. Ondan şu ana kadar aldığım en güzel hediyeydi. Lakin kim bilebilirdi ki beni çok seven annem ve babamın yuvalarını yıkıp bizi... Neyse. :)



  • Şu anki ruh halimi Hayat Erkeği bu yazısında anlatmış resmen. Okuyun, en sevdiğim bloglardan.

  • Yazıyı bitirmeden önce beni yaklaşık üç senedir takip eden, bu ve eski blogumu, çok değerli okuyucum Bay Kendisini Biliyor'a doğum günü mesajı için teşekkür ediyorum. Dünyanın en düşünceli insanısın sen.

  • Ve doğum günümü kutlayan tek blogger olan, BayKuş'a da ayrıca teşekkür ediyorum. :D 

17 Ekim 2014 Cuma

The Pilot | S1E1 - Pilot

It's a Wrap by Mariah Carey on Grooveshark











Ameliyattan bir hafta sonra dikişlerimi aldırmak için hastaneye gittiğimde kahve otomatını tokatlayarak ''Gimme my money bitch, are you fucking serious Jesus Christ!'' diye naralar atan birini gördüm. Haliyle yabancı sanarak yardım etmek için yanına gittim. Tam omuzuna dokunacakken ''Amına koyduğumun makinesi.'' diyerek arkasını döndü ve burun buruna geldik.



Sonra ikimizde gülmeye başladık. Makineye 50 lira vermiş 1 liralık kahve için, bozuğu yokmuş. Tabii ki yutar parayı, bana yapsan aynı şeyi ben de yutardım. ''Neden İngilizce sövüyordun?'' dediğimde yarı İngiliz olduğunu söyledi. Neyse, görevliyi aradık bulamadık, makinenin üzerindeki numarayı aradık çıkmadılar. O da boşverdi parayı, ben ikimize de kahve aldım. Kahve demek olmaz aslında 'bulaşık suyu' diyelim. Ben direkt gey olduğunu anlamıştım açıkçası, davranışları belli ediyordu, sesi falan da inceydi. Fakat öyle dramalara o anda giremeyeceğim için ve gey olup olmaması umurumda olmadığı için, hiç o konulara girmedim. Oturduk konuştuk, o da dikişlerini aldırmaya gelmiş. Konuşmaya başladığımız andan itibaren kırk yıllık dostum gibi geldi, zaten onunla ilgili en sevdiğim şey bu.

İkimizin de sırası aynı anda farklı pansuman odalarında geldi. Odadan çıktığımda gitmişti bile. Biraz arar gibi oldum ama pek takmadım.

Eve gidince Hornet'ten biri ''Kaç cm?'' yazdı. Girip profiline bakmayı bırak, cevap vermeye bile tenezzül etmedim. Akşam telefonu karıştırırken bir baktım ki onu yazan hastanede tanıştığım adam, Pilot idi. ''Ohaa sen hahaha!'' yazdım. O da ''Ben yaa :))'' yazdı.

O kadar mükemmel konuşuyordu ki... Fazla kilom var diyorum, beraber diyet yapar forma gireriz diyor, bana öneriler falan veriyor. O zamanlar 'tutucu' bir geydim, ilişki dışı seksten falan konuştuk.

.
.
.
Ben: ''Duygusal bakmıyorsun bence olaya :D''
Pilot: ''Sen bence çok sığ bakıyorsun.''
B: ''İnsan seks yapmak için mi sevgili olur? Yoksa seks doğru zaman doğru yerde gelişen bir şey mi? Bence ikincisidir.''
P: ''Hayır sevgiliysen seks olur.''
B: ''Ya tabii ki olur ama önden pazarlıklı olmaz, romantik değil ki yani ne farkı var fuckbuddy'in ile yaptığın seksten? Aşkım hadi buluşup seks yapak mı diyeceksin? :D''
P: ''Sevgiliysen öyle de demen lazım. Aradaki farkı şöyle örnek vereyim; fuckbuddy ile: +buluşalım, seks yapalım. -canım istemiyor kafam dolu. +hm ok bye. | sevgili ile: +bir tanem özledim tenini. -canım istemiyor kafam dolu +neyin var kuzu anlat çözelim.'' Burada örnekte görüldüğü gibi A şahsı azmış, yazık. Fakat fuckbuddy'si sorunu olduğunu dile getirince A şahsı iplemiyor lakin A şahsının sevgilisi olsa ve ona gel yiyişelim dediğinde, vermiycem derse bile ilgileniyor. Sohbet edip, dertleşip uyuyor.''
B: ''Mükemmel anlattın bir şey diyemeyeceğim... Sadakat hakkında ne düşünüyorsun?''
P: ''Sadaka dilenciye verilir. Sakatat dinimizce haram olan organlar hariç yenmesinde sorun yoktur. Sadakat de haram olanı yemez, helalin varken gidip dışarıda dilenmezsen olan bir şeydir.'' 
B: ''Hahaha güldürme lan dikişlerim patlayacak. Cinsel açıdan seni tatmin etmeyen biriyle yapabilir misin peki?''
P: ''Hmm, ekipman yetersizliği mi söz konusu yoksa uygulama eksikliği mi?''
B: ''Haha bilmem, senin hoşuna gitmiyor mesela artık. Ya da hiç gitmedi.''
P: ''Uygulama eksikliği demektir; yeni versiyon ile update edilir, açık buglar silinir, patch atılır düzeltilir.''
B: ''(。◕‿◕。)''
.
.
.

O sırada Piyanist ile görüştüğüm için nedendir bilinmez Pilot hiç ilgimi çekmemişti. Fakat ender rastlanan biri olduğunun farkındaydım. İki gün daha konuştuktan sonra konuşmayı kestik.

Sonra şöyle oldu;


Uzatmayayım, ertesi gün görüştük ve olağanüstü zaman geçirdik, hayatımda hiç o kadar eğlenmemiştim sanırım. Aslında onunla her buluşmamızda öncekinden çok daha fazla eğleniyorum. İşte o günden sonra neredeyse her gün beraber takılıyoruz.

Fakat;
Ondan o şekilde hoşlanmıyorum. 
Sanırım zamanında Piyanist bir turnusol kağıdı görevi görerek aklımı kendisine aldığı için Pilot'tan hoşlanamadım. İyi ki de hoşlanmamışım. Muhteşem bir arkadaşım oldu, en yakın arkadaşım bile olabilir bu gidişle. Fakat sıradan bir arkadaş gibi de değil. Aramızda çok garip bir ilişki var. Dünyada en çok sinir olduğum, rahatsız olduğum şeylerin hepsi onda var ama onda başka özel bir şey de var. İşte o özel şey her neyse; hiç bir hareketi beni rahatsız etmiyor. Zaten hoşlanmış olsak da aramızda bir ilişki olamazdı bence. Aynı genelevde çalışan iki kız kardeş gibiyiz çünkü. :D Onun adı İvanka, ben Onika.


Ama çok garip bir şey fark ettim geçen gün. Fala pek inanan bir insan değildim, hayatımda sadece bir kere fal baktırdım, üç sene önce Ankara'da. Kadın tüm hayatımı oturup bana anlatmıştı önce gerçekten fal bakabildiğini ispatlamak için. Bir arkadaşımla gitmiştik, o anlatmıştır falan diye düşündüm. Pek ciddiye almadım. Sonra bana 5 kehanet söyledi geleceğimle ilgili;


  • Annen ile baban ayrılacak.
  • En yakın arkadaşın ile uzun bir süre küs kalıp sonra tekrar barışacaksınız.
  • En büyük hayalini gerçekleştireceksin. 
  • Üniversiteyi denize kıyısı olan bir şehirde okuyacaksın. 
  • Koç burcu biriyle tanışacaksın ve hayatın değişecek.
  1. Annem ile babamın arası hep bozuktu fakat ayrılacaklarını hiç düşünmemiştim, boşandılar.
  2. Ankara'da bıraktığım en yakın arkadaşım Üzüm'le fal baktırdıktan iki ay sonra küstük. Tam 7 ay küs kaldık. Sonra tekrar barıştık.
  3. O sıralar en büyük hayalim yurt dışına çıkmaktı, İsveç'e gittim.
  4. Şu an Akdeniz Üniversitesinde okuyorum.

Annem ile babamın boşanmasından sonra ben kadının kehanetlerinin gerçekliğini anlamıştım. Onu tekrar görmeye gittim fakat kocasıyla Amerika'ya yerleşmişler. Ondan sonra hep sıradaki kehaneti bekledim. Üniversiteyi de kazandıktan sonra geriye bir tek Koç burcu kalmıştı. Ve ben fal baktırdığım günden beri, tam üç senedir, Koç burcu olan kimseyle tanışmamıştım. 
Ta ki... :) 
Evet kendisi bir Koç.

İşte bunun yüzünden de onu ayrı bir yere koyuyor olabilirim. Hayatımı yavaş yavaş değiştirmeye başladı bile. Çok fazla şey öğreniyorum ondan, her şeye çok farklı bakıyorum onunlayken. Hayatım boyunca hep bir sevgiliye ihtiyacım olduğunu düşündüm ama yanılmışımdır belki. Benim tamamen dürüst olabileceğim, kendime benzeyen bir dosta ihtiyacım vardıysa eğer; buldum.




9 Ekim 2014 Perşembe

Hiyalüronik Asit

Ben biraz değiştim. En son Piyanist'le bir yere varamadığımızdan bahsetmiştim. Aslında beni üzen tam olarak onunla bir şey yaşayamamız değildi. Açıkçası sadece iyi niyetli ve güvenilir biri olması beni etkilemişti, şimdi düşünüyorum da başka bir şey yoktu. Beni üzen şey, hatta üzen demeyim, içimde bazı şeylerin ölmesine, bir şeylerin kopmasına neden olan şey; aynı olayları sayısız kere yaşadığım gerçeğiydi. Tam olarak bu.

O gün bana ''Arkadaş kalalım.'' dedi. Ben de ''Ben arkadaş kalamam sonuçta senden hoşlanmıştım ama teşekkürler bunu cesurca söylediğin için bla bla...'' dedim, waffle'ımı bitirip, kalktık. Kasada bir kartın üzerine iki tane etiket yapıştırıp, ''Eğer 6 etiket tamamlarsanız, 7. waffle'ınız bedava!'' diyerek, elime tutuşturdular. Sonra ben de ''Kartlar ayrı olsa daha iyi olur.'' dedim. O an böyle birbirimize baktık, kaldık. Yürüdük. Herif benden çok üzüldü, ''Böyle olsun istemiyorum, neden arkadaş kalamıyoruz?'' falan dedi. Kendimi açıklamaya çalıştım: ben hoşlandığım veya daha önceden bir şeyler hissettiğim biriyle arkadaş olamam. Vedalaştık, gitti.


Ben yürümeye başladım çünkü ne zaman kötü bir şey yaşasam yürürüm. Milan Kundura'nın dediği gibi; "Yavaşlık ile hatırlama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Bir şeyi hatırlamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan, elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır.'' *
Yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm en sonunda içinde kedi evi olan bir parkta kedilerin yanında buldum kendimi. Yalnız başıma oturdum yaklaşık bir saat boyunca. İşte o zaman fark ettim, içimde aşka/sevgiye, her ne haltsa adı, karşı olan saygı artık kalmamıştı. Bir anda hiç bir şey umrumda olmadı. Ne Piyanist, ne X, ne de burada bahsetmediğim, bir yere varamadığım bir sürü insan. Hepsinin verdiği acı, hasret bir anda kayboldu. Bir nevi hissizleştim.

Ve hayatım boyunca dönüşmekten korktuğum insana dönüştüm tekrar: rastgele kişilerle seks yapan insan. Çok hassas bir konu, o yüzden kimsenin beni yanlış anlamasını istemiyorum. Bu da bir yaşam biçimi ama ne zaman içine girsem hayatın dibine vurduğum, kendimden ölesiye nefret ettiğim bir yaşam biçimi. Gerçi bugüne kadar sadece bir kere böyle bir döneme girmiştim, ne zaman birine anlatsam ağlarım. Hani hiç bana göre değil, duygusal olarak çok hassas(t)ım. O yüzden bana göre değil(di).

Velhasılıkelam, bir kaç kişiyle yattım. Detay vereyim mi? İki kere oldu, biri gruptu. Hayatımda ilk kez bunu yaptıktan sonra (aramda duygusal bağ olmayan biriyle, bkz: koli) HİÇ BİR SUÇLULUK DUYGUSU HİSSETMEDİM. Kendimden iğrenmedim, nefret etmedim. Sadece o anın zevkini çıkardım, bitince de bitmişti. Orada bıraktım yani.


Hala aynı kafadayım, hiç bir inancım, umudum, beklentim kalmadı. Hep merak ederdim neden bu insanlar böyle yaşamayı seçiyor diye. Sanırım gerçekten şimdi anlıyorum. Başta kimse aslında bunu istemiyor ama herkesi bu noktaya getiren bir şey var.

ŞİMDİ DE AZ ÖNCE BAHSETTİKLERİM İLE ÇELİŞİR GİBİ GÖZÜKEN AMA ASLINDA ÇELİŞMEYEN (YANİ SANIRIM ÇELİŞMİYO BİLMİYOM) BAŞKA BİR ŞEY ANLATIYORUM.

Pilot.

Sonra anlatıcam bekleyin XD
(✿◠‿◠)

spoiler için tık

    4 Ekim 2014 Cumartesi

    Sana Bir Sonraki Için Tavsiye

    Seni karanlığa sürüklemesine izin verme.
    Hiç bir sırrını söyleme ona.
    Çünkü kalbini kıracak.


    Seni istediğini söyleyecek, sırf cepte kalman için.
    Tam vazgeçecekken, kendini tekrar ona çekilmiş bulacaksın.


    Her seferinde böyledir.
    Biliyorum, sen de benim gibisin.
    Çok çabuk seviyorsun.
    Fakat bir şey bitti mi, sonsuza kadar bitmiştir.
    Dönüşü yok.


    Seni, onun önceliği imişsin gibi hissettirecek. 
    Aslında hayatın karmaşasında kaybolacaksın, her ne kadar incinmek istemesen de.


    13 harfli, 6 heceli, o iki kelimeli cümleyi hiç boşuna arama.
    Asla duymayacaksın.


    Fakat o bunu öyle güzel telafi edecek ki, duyduğunu sanacaksın.


    Sana bir sonraki için tavsiye; kaç.
    Sana ben demiştim demek istemiyorum.
    O yüzden kaç hadi, lütfen.
    Kaç!





    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...