21 Mart 2015 Cumartesi

Persil


Çocukken Serpil adında bir arkadaşım vardı. Ben ona hep Persil derdim ve o bu durumdan çok rahatsız olurdu.


Geçenlerde bir günde bin küsür ziyaret almışım lan, hanginiz bastı blogu?




      Şimdi hayatımda neler oluyor biraz bunlardan bahsedelim.


  • Kahramanım yazımda bahsettiğim Erasmus+ sınavından geçer not aldım. Yani bir kaç haftaya sınav puanım ve GANO'mun ortalaması alınarak hangi ülkeye gideceğim belli olacak.



  • Ne Mi Yapıyom? yazımda bahsettiğim en yakın arkadaşım Şampuan ile aramızın baya açılması olayı şu an yavaş yavaş geçiyor gibi. Lakin, şahsen kendisiyle eskisi gibi olmayı düşünmüyorum. Ki zaten Neru Neru Nerune yazımda bahsettiğim Gaş ile son birkaç aydır baya yakınlaşmış bulunmaktayız. En yakın arkadaş pozisyonunu kendisi doldurdu bile bence. İlk kez bir erkek yakın arkadaşım oldu, tövb.



  • He bi de ev aldık. Oturduğumuz dairenin alt katındaki evi aldığımızdan konsantre bir taşınma süreci oldu. Çok kısa sürdü ama çok yorucuydu amk. Bu ev olayı annemi baya mutlu etti o yüzden girdiğimiz borcu gözüm görmüyor şu an. Yeni eve hala internet bağlatamadık. Super Online, sitenize yeni bir şeyler takılacak bekleyin falan filan diyor, ben internetsizlikten ölüyom. Sinirden dağı taşı sikicem.



  • Babamla geçen baya ağır bi kavga ettik. Bana ''Şu an orada olsam seni parçalardım.'' dedi, ben de ''Gel parçala la amın feryadı.'' dedim kendisine. Evet gerçekten bunu dedim...



  • HAYATIMDA İLK KEZ SAKAL BIRAKMAYA BAŞLADIM. Şimdiye kadar neredeydin yarram dediğinizi duyar gibiyim... Çıkmıyodu amk nabıyım.



  1. Hala aynı kişiye aşığım sjnhsfh.
  2. Hala sevgilim yok jsnhshs.



  • Garnier'nin şu beş liralık Neem yaprağı özlü temizleme jeli yüzümde sivilcelenme yaptı ben de L'Oréal'e geri döndüm. NE ALAKA YA ŞU AN?!


Ben normalde utangaç biriyim. Hatta bazen sosyofobik bile olabiliyorum eğer böyle bir terim varsa. Mesela bir yere geç kaldıysam ve herkes çoktan toplanmışsa, asla kendi başıma o ortama giremem. Biriyle buluşacaksam önce benim orada olmam gerekir falan filan. Sonradan gelemiyom işte.

Geçen de saçımı, sakalımı  (✿◠‿◠) sevgili kuaförüme emanet etmişken yeni bir tarz yaratmak istediğini söyledi kendisi. Ben de yarat bakalım anam dedim. Saçımı ters yöne doğru fönleyerek ardından waxledi fdjknhfs. Bildiğiniz şöyleydim yani;


Ve ben o an hangi kafadaydım bilmiyorum ama saçı bildiğiniz beğenmiştim. Hatta o özgüvenle okula bile gittim. Derse geç kalmıştım haliyle, dedim sen zaten giremezsin sınıfa şurada kapısı açık bir sınıf var gir oraya otur ve ara verilmesini bekle. Telefonumla uğraşarak sınıfa giriyordum ki bir de ne göreyim...


Boş sandığım sınıf aslında bizim sınıfmış fkjdnskj. O an yaklaşık bir iki saniye ne yapmam gerektiğini düşünüyordum ki galiba uzaylılar bedenimi ele geçirdi. Önce hocaya ''Hocam saçım nasıl olmuş sizce güzel mi?'' dedim. Hoca bön bön bakmaya devam ederken sonra da sınıfa ''Arkadaşlar saçımı beğenenler el kaldırabilir mi?'' dedim sfnfshsfh. Yani bildiğiniz sınıfın ortasında stand up yapmaya çalıştım.

Neyse ki beni seven bir hocaydı ve ağzıma sıçmadı, sınıftan da saçımla ilgili olumlu tepkiler aldım. Yine eşek şansım dönmüştü. Tabii ertesi gün eski saç stilime devam ettim çünkü bilirsiniz çekirge bir sıçrar, iki sıçrar skjnhsfh.

Böyle gereksiz şeyler de anlattıktan sonra, inş buraya kadar okumuşsundur, sana veda ediyorum tatlım. Aslında bu yazının amacı, internetimin olmayışından dolayı blogumdan bir süre uzak kalacağımı sanmam, gören de her Allah'ın günü yazıyom sanar, ve bunu sana haber vermek istemem sevgili okurum.  Hoşçakal. (◡‿◡✿)

Bu günlerde en çok dinlediğim şarkı;


ŞAKA BE :D

AHANDA BU;





Newroz pîroz be!
┌( ಠ‿ಠ)┘


7 Mart 2015 Cumartesi

Kahramanım!



Beyler, bayanlar (inş kadın okurum vardır) naber?

Dün Erasmus sınavım vardı. Tüm dönem Erasmus Erasmus diye yırtındığım için, eminim çevremdeki herkes ''Şu sınava girse de kurtulsak.'' diyordu. Allah baba beni sevmediği için olsa gerek tam da o gün beni baya hasta etti. Evvelki gece nasıl ateşlendim, boğazım nasıl ağrıdı sormayın... Neyse bu sayede sigarayı bırakmış oldum fslhnfsjh. haftaya yine başlarım.

Gece zaten uyuyamayan bu gariban kardeşiniz öğlene doğru çökük gözlerle okulun yolunu tuttu. Yarım saat sınıfımı aradım, sonunda bulunca sınıfa girip en yakışıklı kişinin arkasına oturdum. Bu benim sınav taktiğim, sınıfta gözüm en yakışıklıyı arar ve gider arkasına otururum. Kendimi daha iyi hissetmemi sağlıyor, sorulardan bunalınca arkadan arkadaşın anatomisini falan inceliyorum.


Neyse, gözetmen arkadaş kimlik kontrolü yapmaya başladı. Sıra bana geldi ve o an kimliğimin yanımda olmadığını fark ettim. ''Şaka mı ya şu an?!'' dedim kendi kendime, gözetmen de üstüne alınarak ''Hayır, gerçekten kimlik kontrolü yapıyoruz.'' dedi. Ben tabii yalvarmaya başladım ''Ya abla elini ayağını öpeyim olmaz mı kimliksiz girsem? Hayatımı karartma be abla n'olur.'' diye. Telefonla birilerini aradı ve sonra güvenlik geldi, orta yaşlı kazulet bir kadın bana ''Sizi dışarıya alabilir miyiz?'' dedi.


Allah'ım o an herkes bana nasıl acır gözlerle baktı size anlatamam, hayatımın en kötü anlarından biriydi. Boynum bükük bir şekilde sınıfı terk ettim. Kadına en son ne zaman girebileceğimi sordum ve bana ''Beş dakikadan az kaldı boşuna uğraşma.'' dedi. O an yaklaşık on saniye boyunca önce kadını ardından da kendimi öldürmeyi planladım ama sonra koşar adımlarla dışarı çıktım.

''ANNE ŞU AN HER NEREDEYSEN BANA KİMLİĞİMİ GETİRİYORSUN. UÇARAK! HEMEN, KOŞ! BU BİR TATBİKAT DEĞİLDİR! (anladığı dilden konuştum) ŞU AN ÇOK ACİL KIRMIZI BÜLT...'' bu şekilde bağırmaya başladım dışarıda annemi aramış, onunla konuşurken. Sonra telefon suratıma kapandı, anladım ki annem olayın çok önemli olduğunu anlamış ve şu an bana doğru uçuyordu. Daha önce de bahsettiğim gibi annemle pek konuşmadığımız için o gün sınavım olduğunu falan bilmiyordu. Kimliğimi bu denli celalle isteyince neler geçirdi aklından bilemiyorum.

Hayatımın en en en EN uzun üç dakikasıydı. Sonra annem aradı ve ''Edebiyat Fakültesi'nin oradayım hani neredesin?'' dedi. O an içimden koca bir ''HASSİKTİRRR!'' çektim çünkü annem tabii ki de Edebiyat'a gelecekti çünkü ben orada okuyordum fakat sınav Eğitim'deydi ve ben şu an buradaydım. Arada iki yüz metre falan var gerçi çok uzak değil ama arabayla Edebiyat'a girmişseniz, Eğitim'e dönmeniz için baya yol gidip U dönüş... AY ÇOK UZUN NEYSE İŞTE ARABAYLA GELEMEZDİ YANİ.

Sonra anneme ''EĞİTİM'E GELLLLLLSKHSFH!'' diye bağırdım ve annem arabadan indi.

Üzerinde siyah taytı ve evde giydiği t-shirtlerden vardı. Saçı başı dağınık, makyajı yoktu. Ayağında da ev terlikleri vardı, belli ki benim aramamın hemen ardından evden fırlamıştı. Sonra bana doğru koşmaya başladı. Sanki küçükken düştüğümde beni kaldırmak için koşarcasına, elleri bana doğru uzanmış bedenini savurarak koşuyordu. Yine beni korumak, yine beni kurtarmak için koşuyordu, etrafına belki de ne kadar rezil olduğunu hiç umursamadan.


Ben de koşmaya başladım, koşarken ağlamaya başladım. Sonra ona sarıldım. Bu sarılma annemin ''Kimliğini alsana geri zekalı, o kadar acele ettirdin ne oldu?!'' diye bağırmasıyla sonlandı. Gülerek ona baktım ''Hayatımı kurtardın biliyor musun?'' dedim ve Eğitim Fakültesi'ne doğru koşmaya başladım.

Koşarken arkamı dönüp baktığımda annem her şeyin yeni farkına varmış, şu an herkesin içinde pijamayla durduğunu yeni anlamıştı. O an çok komikti fslhknsflh. Sonra yüzünü saklayarak arabaya gitti çünkü o bir kokoş.

Beş dakikanın dolmasına birkaç saniye kala girdim sınıfa. Gözetmenler ve diğer öğrenciler o kadar şaşırdı ki bir grup öğrenci beni alkışlamaya başladı ve bir gözetmen yanıma gelip ''Muhteşemsin.'' dedi. Aslında kahraman annemdi ve muhteşem olan oydu, onlar bilmiyorlardı tabii.

Herkesin benden ümidi kestiği anda pes etmeyip o sınava girdim yani. Sınav komedi gibiydi, çok kolaydı, yirmi dakikada falan bitirip ilk kırk beş dakikanın dolmasını bekledim çıkabilmek için. Her neyse, çıkar çıkmaz annemi aradım, olayı açıkladım. O da her zamanki aksi tavırlarıyla ''Yakında kendini de unutacaksın. Başıma bela mısın? Of saf mısın?!'' falan demeye başladı fsjhnsfh. Hiç kızamadım ama. Ve galiba bundan sonra da hayatımın sonuna kadar anneme bir daha kızamayacağım.

Düşününce aslında annemin bu güne kadar yaptığı her şeyin yanında bu küçücük bir şey. Fakat insanın bir şeylerin farkına vardığı bazı anlar vardır ya, dank eder hani. Annemin arabadan inip o haliyle bana doğru koşması hayatımda yaşadığım en duygusal andı. Asla unutamayacağım ve ne yaparsam yapayım karşılığını ödeyemeyeceğim bir yeri var o anın bende.

Geçen yazımda demiştim ya artık annem beni seviyor mu bilemiyorum diye... Artık biliyorum, annem beni hala seviyor.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...