7 Mart 2015 Cumartesi

Kahramanım!



Beyler, bayanlar (inş kadın okurum vardır) naber?

Dün Erasmus sınavım vardı. Tüm dönem Erasmus Erasmus diye yırtındığım için, eminim çevremdeki herkes ''Şu sınava girse de kurtulsak.'' diyordu. Allah baba beni sevmediği için olsa gerek tam da o gün beni baya hasta etti. Evvelki gece nasıl ateşlendim, boğazım nasıl ağrıdı sormayın... Neyse bu sayede sigarayı bırakmış oldum fslhnfsjh. haftaya yine başlarım.

Gece zaten uyuyamayan bu gariban kardeşiniz öğlene doğru çökük gözlerle okulun yolunu tuttu. Yarım saat sınıfımı aradım, sonunda bulunca sınıfa girip en yakışıklı kişinin arkasına oturdum. Bu benim sınav taktiğim, sınıfta gözüm en yakışıklıyı arar ve gider arkasına otururum. Kendimi daha iyi hissetmemi sağlıyor, sorulardan bunalınca arkadan arkadaşın anatomisini falan inceliyorum.


Neyse, gözetmen arkadaş kimlik kontrolü yapmaya başladı. Sıra bana geldi ve o an kimliğimin yanımda olmadığını fark ettim. ''Şaka mı ya şu an?!'' dedim kendi kendime, gözetmen de üstüne alınarak ''Hayır, gerçekten kimlik kontrolü yapıyoruz.'' dedi. Ben tabii yalvarmaya başladım ''Ya abla elini ayağını öpeyim olmaz mı kimliksiz girsem? Hayatımı karartma be abla n'olur.'' diye. Telefonla birilerini aradı ve sonra güvenlik geldi, orta yaşlı kazulet bir kadın bana ''Sizi dışarıya alabilir miyiz?'' dedi.


Allah'ım o an herkes bana nasıl acır gözlerle baktı size anlatamam, hayatımın en kötü anlarından biriydi. Boynum bükük bir şekilde sınıfı terk ettim. Kadına en son ne zaman girebileceğimi sordum ve bana ''Beş dakikadan az kaldı boşuna uğraşma.'' dedi. O an yaklaşık on saniye boyunca önce kadını ardından da kendimi öldürmeyi planladım ama sonra koşar adımlarla dışarı çıktım.

''ANNE ŞU AN HER NEREDEYSEN BANA KİMLİĞİMİ GETİRİYORSUN. UÇARAK! HEMEN, KOŞ! BU BİR TATBİKAT DEĞİLDİR! (anladığı dilden konuştum) ŞU AN ÇOK ACİL KIRMIZI BÜLT...'' bu şekilde bağırmaya başladım dışarıda annemi aramış, onunla konuşurken. Sonra telefon suratıma kapandı, anladım ki annem olayın çok önemli olduğunu anlamış ve şu an bana doğru uçuyordu. Daha önce de bahsettiğim gibi annemle pek konuşmadığımız için o gün sınavım olduğunu falan bilmiyordu. Kimliğimi bu denli celalle isteyince neler geçirdi aklından bilemiyorum.

Hayatımın en en en EN uzun üç dakikasıydı. Sonra annem aradı ve ''Edebiyat Fakültesi'nin oradayım hani neredesin?'' dedi. O an içimden koca bir ''HASSİKTİRRR!'' çektim çünkü annem tabii ki de Edebiyat'a gelecekti çünkü ben orada okuyordum fakat sınav Eğitim'deydi ve ben şu an buradaydım. Arada iki yüz metre falan var gerçi çok uzak değil ama arabayla Edebiyat'a girmişseniz, Eğitim'e dönmeniz için baya yol gidip U dönüş... AY ÇOK UZUN NEYSE İŞTE ARABAYLA GELEMEZDİ YANİ.

Sonra anneme ''EĞİTİM'E GELLLLLLSKHSFH!'' diye bağırdım ve annem arabadan indi.

Üzerinde siyah taytı ve evde giydiği t-shirtlerden vardı. Saçı başı dağınık, makyajı yoktu. Ayağında da ev terlikleri vardı, belli ki benim aramamın hemen ardından evden fırlamıştı. Sonra bana doğru koşmaya başladı. Sanki küçükken düştüğümde beni kaldırmak için koşarcasına, elleri bana doğru uzanmış bedenini savurarak koşuyordu. Yine beni korumak, yine beni kurtarmak için koşuyordu, etrafına belki de ne kadar rezil olduğunu hiç umursamadan.


Ben de koşmaya başladım, koşarken ağlamaya başladım. Sonra ona sarıldım. Bu sarılma annemin ''Kimliğini alsana geri zekalı, o kadar acele ettirdin ne oldu?!'' diye bağırmasıyla sonlandı. Gülerek ona baktım ''Hayatımı kurtardın biliyor musun?'' dedim ve Eğitim Fakültesi'ne doğru koşmaya başladım.

Koşarken arkamı dönüp baktığımda annem her şeyin yeni farkına varmış, şu an herkesin içinde pijamayla durduğunu yeni anlamıştı. O an çok komikti fslhknsflh. Sonra yüzünü saklayarak arabaya gitti çünkü o bir kokoş.

Beş dakikanın dolmasına birkaç saniye kala girdim sınıfa. Gözetmenler ve diğer öğrenciler o kadar şaşırdı ki bir grup öğrenci beni alkışlamaya başladı ve bir gözetmen yanıma gelip ''Muhteşemsin.'' dedi. Aslında kahraman annemdi ve muhteşem olan oydu, onlar bilmiyorlardı tabii.

Herkesin benden ümidi kestiği anda pes etmeyip o sınava girdim yani. Sınav komedi gibiydi, çok kolaydı, yirmi dakikada falan bitirip ilk kırk beş dakikanın dolmasını bekledim çıkabilmek için. Her neyse, çıkar çıkmaz annemi aradım, olayı açıkladım. O da her zamanki aksi tavırlarıyla ''Yakında kendini de unutacaksın. Başıma bela mısın? Of saf mısın?!'' falan demeye başladı fsjhnsfh. Hiç kızamadım ama. Ve galiba bundan sonra da hayatımın sonuna kadar anneme bir daha kızamayacağım.

Düşününce aslında annemin bu güne kadar yaptığı her şeyin yanında bu küçücük bir şey. Fakat insanın bir şeylerin farkına vardığı bazı anlar vardır ya, dank eder hani. Annemin arabadan inip o haliyle bana doğru koşması hayatımda yaşadığım en duygusal andı. Asla unutamayacağım ve ne yaparsam yapayım karşılığını ödeyemeyeceğim bir yeri var o anın bende.

Geçen yazımda demiştim ya artık annem beni seviyor mu bilemiyorum diye... Artık biliyorum, annem beni hala seviyor.

10 yorum:

  1. Yav kadıncağız nasıl okula o kadar hızlı gelebildi? :O Ben hala oradayım. Evle okulun yakın sanırım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yakın 3 kilometre falan

      Sil
    2. Koşarak alabilirdin o yolu hemde daha kısa zamanda :))

      Sil
    3. Yok anam o kadar koşamam ben :D

      Sil
    4. Orta okulda 10dk tenefüs arasında eve koşup işiyip geri geldiğimi bilirim ben :D

      Sil
  2. annene büyük bir tebrik onu çok sev! ayrıca o sınıftan çıkarılırken ki ötekileştirme tüm gözlerin sütünde olması kanın bacakalardan yüze dolması çıkış kapısının bir türlü gelmemesi ve yolun bitmemesi :D (hayır yaşamadım hiç ama tasvir ettim hıh)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen o kapıya gidene kadar çektiğim bir ben bir Allah biliyor :D

      Sil
  3. Anneler böyle durumlarda süper hakramana dönüşürler tabi. Her anne evladını sever, hem sen sevilmeyecek evlat mısın lan? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya dimi benim sevilmeyecek yanım mı var ki hem :( :D

      <3

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...