24 Nisan 2015 Cuma

Tam Orada



Hayatımda aldığım her nefes sanki beni o an için yaşatmıştı. Sanki hayatımda attığım her adım beni tam o saat ve o dakikada, tam orada olmamı sağlamıştı. Yaşadığım tüm mucizeler ve tüm talihsizlikler sadece o an için yaşanmış birer figürandı sanki. Belki de dünya bu yüzden yaratılmış, Osmanlı bu yüzden orayı fethetmiş ve orası sadece bu amaç için inşa edilmişti. Ya da tam tersi, kimler için neler ifade ediyordu, kimler tam orada neler yaşamışlardı? Hayatının en büyük kararını orada almış bir kadın veya oğlunu orada kaybetmiş bir anne tam orada bırakmışlar mıydı ruhlarını? Bir insan zaman ve mekanda sıkışabilir mi? Ben sıkıştım. Ben tam o saniyeden sonra o anın ve o mekanın kölesi olmuştum.

Neden o gün sinemaya gitmek istemiştik?
Neden evin yakınlarındaki bir yere değil de tam oradaki sinemaya gitmiştik?
Neden cici annemin kızı da benimle gelmek istemişti?
Neden otobüsü kaçırıp metroya binmiştik?
Neden üvey kardeşimin arkadaşı bizimle karşılaşmıştı?
Neden saçma bir korku filmine gitmek istemiştik?
Neden o film gittiğimiz yerde yoktu?
Neden başka bir filme girmek yerine, sırf o film için başka bir sinemaya gitmek üzere dışarıya çıkmıştık?
Neden o anda arabasından inmişti O?
Nedenler neydi onu buraya getiren?
Neden üvey kardeşimin arkadaşı onu tanıyordu?
Neden O yanımıza gelmişti?
Neden beni kendine aşık etmişti?

Hayat noktaları birleştirmekten ibaret, bunu hep söyledim. Hiçbir zaman tesadüflere inanmadım, yaşadığımız her şeyin bir nedeni olduğunu düşündüm.

Bugün Bursa'ya giden bir arkadaşım bana dünya üzerindeki en sevdiğim şey olan kestane şekeri getirdi. Bende çok anısı olan, hatta belki de en çok anlam yüklediğim bu tanrısal lezzet beni haliyle zevkten uçurmuştu. Sonra başka bir Bursalı arkadaşımla çok özlediğim o şehirden bahsederken, birdenbire bana bakıp ''**** sineması kapanmış.'' dedi.

Boğazımda düğümlendi kestane şekeri.
Bıraktım kutusuna, oturdum, bunu yazdım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...