20 Ağustos 2015 Perşembe

İzmir baya güzel şehir ama b*k kokuyo


İzmir'den geleli dört gün oldu fakat ben daha yeni yazmaya fırsat buluyorum. Yokluğumda evi cenabetlikler esir almış resmen. Eve adımımı atar atmaz kardeşim, adı Sarı olsun, ''Abi bilgisayar bozuk ama ben bi şey yapmadım kuran çarpsın.'' diye bağırarak kendini odaya kilitledi. N'oluyo aq falan derken bi baktım masaüstüme virüs bulaştırmışlar. :( Hem de şu truva atı mıdır nedir onlardan. Dizüstümün de touchpadinin amına konmuş, sonra da kendi kendine hallenip çöktü garibim. Şarteller atıp sigorta mı yanmadı, duşakabinin kapısı mı kırılmadı, buzdolabı annemin üstüne mi düşmedi valla olmadık cenabetlik kalmadı.

E düşünmüyo da değilim bunun sorumlusu ben miyim diye. Çünkü her şeyden önce tabii ki cenabetim. Gusül abdesti almayı 14 yaşımda falan bıraktım. Her gün bilmem kaç kere kendiyle oynayan bi insanım, işim gücüm yokmuş gibi yüz kere duş mu alıcam. Her sabah duş alıyorum orası ayrı ama aynı gün birden fazla kez suyun altına giremem. Hem girsem nolcak iki saat sonra yine cenabetim. Neyse...


İzmir'e gideceğim günün akşamı Scott ve Gaş ile vedalaşmak için buluştuk. Saçma sapan şeylerden bahsedip, hahoheohe diye gülüp, bir iki saat sonra ayrıldık. Arkadaşlık işte... Eve geldiğimde annem uyuyakalmıştı ve ben geç kalmak üzere olduğumuzu fark ettim. Ama çürük brüksel lahanası gibi koktuğum için hemen duş almam gerekiyordu. Neden çürük brüksel lahanası gibi koktun derseniz, buluştuğumuzda yöresel yemekler yapan bi yere gitmiştik ve ben çemen falan yedim düşünün. Nabıyım seviyom çemeni :/ Çemenciler yoruma!!!



Hemen hazırlandım, bavulumu aldım, arabaya bindik, anneme ''Otogar lütfen.'' dedim, demez olaydım. Karı bi sinirlendi! ''Ulan sen kimsin köpek! Özel şoförün mü var? Gitmiyorum aq allah belanı versin!!!'' gibi cümleler işitiyorum kadından. Aney diyorum menstral döngüne falan mı girdin nesine alınıyosun bu şakanın falan derken on dakika boyunca onun gönlünü alıcam diye uğraştım. Neyse sonra bi şekilde affetti beni, yola koyulduk. Tabii Lolipop şansız, Lolipop bahtsız. Tam otogara dönen yola giriyorduk ki yolun kapalı olduğunu gördük. Annem de çok telaşlı ve sol şeritten 60'la giden bir sürücü tipi. Kadına bağırıyorum ''ANNE BAŞKA YOL BUL! ŞURDAN İN, ŞURDA ÇIKIŞ VAR!'' diye, kadın bi panik oldu. İndi arabadan, ''İn yürüycez.'' dedi aldı bavulu eline koşmaya başladı. Böyle bir koşuş yok ya memeleri ağzına, topukları kıçına değerekten koşuyor ama. Ona yetişicem diye imanım gevredi. Neyse ki son anda yetiştim otobüse. Neden otobüse biniyorsun derseniz, tatlım ben uçaktan çok korkuyorum ya. Böyle bi geriliyorum anlatamam sana, hele o kalk... PARAM YOKTU.



Gece yolculuklarına da bayılırım bilirsin, taktım kulağıma ipodumu geleneksel şehirden ayrılma şarkım olan Yellow'u açtım. Ben ne zaman bi yerden ayrılsam bu şarkıyla gidiyorum, saçma alışkanlıklarımdan sadece bir tanesi işte...


Sabahın köründe otobüsten inmiştim ve artık İzmir'deydim. İlk izlenimim ''BURASI NİYE BOK KOKUYOR?'' oldu. Sonra fark ettim ki İzmir gerçekten böyle kokuyor. Şaka gibi ya, düşünsenize yolda, otobüste, metroda her yerde salabilirsiniz ve pişkince insanlara ''Bu şehrin kendi kokusu :)))'' diyebilirsiniz. Kendimi yengemin annesinin evine attığım gibi uyudum.

Uyandığımda fark ettim ki dünya üzerinde en çok eğlendiğim insanlardan biri olan yengemin kardeşi Kıvırcık İstanbul'daydı. Bi an onun da evde olduğunu düşünüp umutlanmıştım. Fakat evde sadece ben ve orta yaşın üzerinde iki insan vardı. Neyse ki Kıvırcığın odası kendimi meşgul edebileceğim bi sürü kitap ve antin kuntin eşyalarla doluydu, odadan çıkmama gerek yoktu. Çıktığımda da bi sorun olmadı gerçi, ikisiyle de gayet iyi anlaştım. Bi dk kapı çalıyo.

ÆLLÆAAAAMM PASAPORTUM GELDİ VİZEMİ BASMISLAR


Neyse nerede kalmıştım? Hah, ben oraya erken gittim çünkü en yakın arkadaşlarım Şampuan ve Vegan ile bir buluşma düzenlemiştik. Şampuan İzmir'de ananesinin yanındaydı, benim de gideceğimi öğrenince Vegan da geldi. Böylelikle başka bir şehirde Mean Girls buluşması yapmış olduk. Evet, biz kendimize Mean Girls diyoruz :/

Benim de kaldığım yer olan Bornova'da buluştuk. Okul kapanalı iki ay anca olmuştur ama baya özlemişim. Almanya'dayken napıcam ben, nasıl bırakıcam kızlarımı arkada. :( Valla gözüm açık gidicem... Buluşmada favori anlarım saat kulesinin orada yemleri kuşlara atacağımıza yüzlerce kişinin ortasında yem savaşı yapmamız ve gün batımını vapurdan portakal suyu içerek izlememizdi.

İzmir çok güzel bir şehirmiş. Bana İstanbul ve Ankara'nın karışımı gibi geldi. Fakat şehrin insanları kesinlikle çok farklı. Mesela şu Kordon falan çok kalabalık ama çıt ses yok. Ağzım açık kaldı resmen. Antalya'da öyle bi sahil yolunda yanındaki adamın ne dediğini duyamazsın o derece gürültülü olur. O kadar kalabalıktan nasıl hiç ses çıkmıyordu hala anlamış değilim. Belki de bana öyle denk geldi.

Bi de konsolosluk maceram var ki hiç sormayın. :( Ya da sorun anlatıcam onu da, şimdilik bu kadar olsun.



Not: Bu yazıda kasten imla kurallarına dikkat edilmemiştir.


2 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...