22 Eylül 2015 Salı

Tarihte Bugün



Ankara günlerimde canımdan çok sevdiğim, yediğimin içtiğimin ayrı gitmediği, Bae'nin verdiği yüzüğün içine bile adını yazdırdığım arkadaşım Üzüm aradı bu sabah. Neredeyse altı aydır konuşmamışız. Haziran'da aramayı unutmuştum, doğum günüydü. Sonra telafi için bile aramadım. Oysa ki ayrılırken her gün telefonda konuşacağımıza, haftada en az bir gün görüntülü görüşeceğimize yemin etmiştik. İlk birkaç aydan sonra telefon konuşmaları haftada bir olurken, iki ayda bir görüntülü konuşur olmuştuk. Şimdi iki yıl sonra, altı ayda bir görüşür olmuşuz.

Niye böyle oldu bilmiyorum. Belki gözden ırak olan, gönülden de ırak oluyor. Ya da ikimiz de birbirimizden hayırsız. Bildiğim tek şey, onu hala çok seviyorum. O yüzüğü hala takıyorum, geçmişimde kalmış fakat hala sevdiğim iki insanın hatırına.

Tabii daha çok Bae verdiği için de takıyor olabilirim slhnshsfh.

O'ndan her bahsedişimde şunu da eklemek zorundaymışım gibi hissediyorum; onu aştım, artık ağlamıyorum. Sadece 'eskiden tanıdığım fakat hala sevdiğim biri' sendromunu yaşıyorum işte.

Neyse, Üzüm'le hasretimizi, saatlerce telefonda konuşarak giderdik. Bana verdiği havadislerden biri de bugün, sonunda, liseden mezun olduğuydu. Sonra dank etti, lan bugün benim de mezun oluşumun ve Antalya'ya gelişimin tam ikinci yılı! Yalnız benim farkım ben son sene açık liseye geçtim. Hayatımda yaptığım en salakça şeydi. Bir arkadaşıma uydum, gaza geldim. Komik olan şey ise o arkadaşımın açığa geçmemesiydi. Neyse, notlarımı toparlayamadım, sınavlarımı veremedim. Mezun olduğumda üniversite kayıtları çoktan bitmişti hatta, neyse ki özel durumlu sayılıp kayıt olabildim.

O günün sabahı mezun olmuş muyum diye sisteme girmiştim, umutsuzca. Sonra bi baktım allam mezun olmuşum. Hemen diplomamı almaya gittik, daha doğrusu çıkış belgesi diye bi şeydi, diplomayı sonra verdiler. Annem, dedem, kardeşim ve ben bir sürü yer dolaştık. Nereye gitsek, ''Çıkış belgesini biz veremiyoruz, şuraya gidin.'' cümlesi karşılıyordu bizi. Neyse ki en sonunda artık başbakana falan çıkmış olacağız ki aldık belgeyi.

Eve gelir gelmez bavulları toplamaya başladık. Annem eşyaların biz gittikten sonra gelmesine karar verdi. Bavulları hazırlayıp hemen yola koyulduk. Niye o kadar acele etmiştik hakikaten ya? He, okul kayıt tarihi çoktan bitmişti ve daha fazla geç kalmak istemedik. Aynı günün akşamı Antalya'ya geldik, polis evinde kaldık birkaç gün. Zor da olsa kayıt da oldum.

Öyle işte bugünün anlamı.

Almanya'ya gitmeme dokuz gün kaldı. Tüm işlemlerim tamamlandı, umarım hiç aksilik çıkmadan, uçağım falan düşmeden gidebilirim. Ben yine de vasiyetimi hazırlayacağım tabii. Eğer ölmüş olursam burada da belirtilmesini özel olarak isterim merak etmeyin. Allam ağzımdan yel(yer?) alsın. #tövb



Hadi şimdi bana şans dile. :') BENİ SEVDİĞİNİ SÖYLEKNHLDSKH





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...