1 Aralık 2017 Cuma

Cevabınıza intizar ile hürmetlerimin kabulünü rica ederim Beyefendi

Keşke uykusu daha erken gelen bir insan olsaydim. Zaten zihnimde tüm gün boyunca yeterince süren bir savaş var ve bir de üstüne sabaha kadar devam eden "yatak düşüncelerim" saçlarımı beyazlatiyormus gibi hissediyorum. İnsan saçının beyazladigini hisseder mi? Ben hissediyorum. WhatsApp'te kişi listeme bakarken bana her şeyin iyi olacağını söylemesini rica edeceğim (!) birini aradım ve bulamadım. Sonra içimden hayatımın aşkıyla tanıştığım an tam da bu an olmalı dedim ve Hornet'ten gelen mesaj sesine ivedilikle yetişip daha önceden sadece azgın olduğum için yazdığım 19 yaşındaki çocuğun cevabını görünce telefonu bir kenara bıraktım. Kafam dagilsin diye Safiye (Murat Bardakçı) kitabimdan on sayfa okudum. Sonra yine kendisinden (Safiye Ayla Hanımefendi Hazretleri) Kalbimi Ayarttin Bir Gülüşünle ve Menekşelendi Sular parçalarını dinledim. Evvelinde de alakalı alakasız bir kaç şarkı daha. Şimdi de uyuycam. 

edit: bi sn evvel önce mi demekti

10 Kasım 2017 Cuma

önemini kaybetmek

hissettiğim veya hissettiğimi sandığım şeyler ve çoğu zaman boşuna oldukları gerçeği. termodinamiğin ikinci kanunu insan ilişkileri için de mi geçerli? ne bileyim mesela her şey değişik bir entropiyle yok mu oluyor? zamanında çok önem verdiğimiz şeyler nasıl oluyor da bu kadar anlamsızlaşabiliyor? çok sevdiğimi düşündüğüm birinin 2017 yılındaki önemi şanslı rakamlarının artık kredi kartı şifrem olması mı yani?

04.02.2018 03:45 editi: veya çok iyi bir sex date'in ardından kaybolan insanın bıraktığı tek şey 'hiv kaptım mı acaba amk?'' şüphesi mi yani...

31 Ekim 2017 Salı

Bundan sonra size nasıl tek yumurta ikizleriyle grup seks yaptığımı anlatıcam

Kariyer netten başvurulan ilanlara geri dönüş yapılıyor mu yahu?
Artık hesaplarımın hiçbirinde para kalmadığına göre banka uygulamalarını silebilir miyim?
Uygulama silmek demişken, neden hala Hornet'im var benim? İki sene önce, iki sene sonraki halimi evli, mutlu ve Hornet'ini silmiş şekilde hayal etmiştim.
Uygulama demişken şu an Blogger için geliştirilen bir uygulamadan yazıyorum. Teknoloji ne kadar gelişti değil mi?
Bu arada birinci sorduğum sorunun cevabı evet, çünkü daha önce milyon kere geri dönüş aldığımı şimdi hatırladım.
Egzersiz uygulamam spor ihmalimdeki yüzüncü güne ulaşınca "Tebrikler! 100 gündür egzersiz yapmadın! Şimdi sana damar tıkanıklığıyla ve birinci derece karaciğer yağlanmasıyla dolu bir hayat diliyorum!" şeklinde bildirim yapacak mı acaba?
Damar tıkanıklığı demişken sigarayı bıraktım. İki gün kadar oldu. Kimseye söylemedim ama. Çünkü tekrar başlarsam bi siki beceremiyormuşum gibi hissedicem. Ben öyle hissetmeye alışığım ama superegom insanların buna şahit olmasını kendine yediremiyor.
Başarılı olmak istiyorum. Yüksek lisansımı yurt dışında yapmak istiyorum. Evet, önümüzdeki sene için planım bu. Param yok, ve önümdeki tek engel para. O yüzden burs almam gerekiyor, sonra da bir üniversitenin beni kabul etmesi. Neden bilmiyorum ama içimde garip bir motivasyon var. Sanki yapacakmışım gibi geliyor. Daha önce yaptığım yurtdışı deneyimimden kaynaklanıyor olabilir ama umarım bu motivasyon götümde patlamaz. Gerçekten gitmek istiyorum buradan. Temelli mi bilmiyorum ama şu anlık gitmek istiyorum. Ailemden, arkadaşlarımdan uzakta olmak istiyorum. Ve üçüncü hafta buna pişman olup home sick olmak, annemle telefonda konuşup ağlamak istiyorum. Ama her şeyin çok geç olduğunu bilmek, başladığım işi bitirmek ve hiç olmadığım kadar iyi bir insan olarak bunu da başarıp geri dönmek istiyorum. Eğer bunu başaran gelecekteki ben dönmüş bu yazıyı okursa, yanaklarında çıkan gamzeden öpecek birine sahipsindir umarım. Değilsen de koy götüne, öyle ya da böyle bir şekilde yaşıyoruz biz.
İşte şimdiki  kendime hayatı çok ciddiye almamam için bazi nedenler:
1) 22 yaşındayım.
2) Bir daha asla 22 yaşında olmıcam.
3) Ölümcül bir hastalığım yok (sanırım).
4) Saçlarım kızıl değil.
5) Az uğraşla birçok kişiden daha iyi olabiliyorum.
6) Gece yemek yiyorum.
7) Meme uçları çok komik
8) Zekiyim. (Bunu yazarken autocorrect "Deliyim." diye düzeltti)
~
Eskiden hayattaki en garip şeyin portakal suyu içtikten sonra dişlerini fırçaladığındaki o his olduğunu düşünürdüm. Sonra butt pluglarıyla, Instagram ile ve ananaslı pizzayla tanıştım. Ve şimdi ise en son ne zaman seks yaptığımı bile hatırlamıyorum. Muhtemelen bana çok uzun gelen normal bir süre kadar önce. Neyse ki artık bir fuck buddyim var, ve onun da bir sevgilisi.



29 Ekim 2017 Pazar

Pooça poğoça poğaça poğoço

Bi' şey diycem böyle okunabiliyor mu yazdıklarım? Arka planımdaki fotoğrafta üzüm olsun istedim çünkü neden olmasın? Bunun bilinçaltımdaki geçen günden kalan ''Avrupalı doktorlar yeni geliştirdikleri robotla bir üzümü ameliyat ettiler.'' ile veya eski en yakın arkadaşım Üzüm ile veya en sevdiğim içkinin rakı olmasıyla bir alakası yok. Sadece üzüm işte. Aslında dürüst olursam daha iyi bir fotoğraf bulmaya üşendim, zaten bu yazıyı okuyorsanız ve arka planda çoktan başka bir şey varsa: Merhaba, ben Kaypak Lolipop. Tanıştığımıza memnun oldum. Kendimi introduce edince artık ismimi de beğenmediğimi fark ettim. Yani siz bunu okurken adım artık başka bir şey de olabilir. Neyse.

Nasıl kendimizin ruhen ve bedenen en iyi versiyonu oluruz ve bunu yapmak için başka birine ihtiyacımız var mıdır?

Son zamanlarda aklımı en çok meşgul eden soru bu. Şu yirmi iki (evet 22 oldum) yıllık hayatımda (burada yazar on sekizinden beri bu blogu yazdığını fark ediyor) kendime ne zaman hak ettiğim gibi davrandım diye düşünüyorum. Kaç tane insan için feda ettim kendimi veyahut daha da kötüsü kaç kere yok saydım kendimi sebepsizce. Bu soruları siz de soruyorsunuzdur eminim ama hangimiz bunu çözebilecek güce sahip? Mesela ben sahip miyim? Erasmus'tan sonra hepimizin hayallerimizi gerçekleştirecek güce sahip olduğumuza inanmıştım lakin şimdi gece yatmadan önceki duamda Allah'tan sabır, irade ve motivasyon diliyorum. E nerde kaldı bu benim güç?

Bazıları şanslı doğuyor bence. Muhteşem bedenler, muhteşem çevre, muhteşem karakterler... Bazılarımız da bunları kazanmak için debelenip duruyor hayatları boyunca. Ben ne kadar debeleniyorum gerçi orası tartışılır ama her konuda olduğu gibi bu konuda da istek sonsuz; harekete geçme sıfır. Ben neden kendime laf geçiremiyorum? Eski korkularım yerlerini yenilerine bıraktı. Eski telaşlarıma eklendi bin tane yenisi daha. Geçen sene bu günlerde ben dünyanın en mutlu insanıydım ya.

Şu an mutlu muyum? Bilmiyorum. Geçen seneye kıyasla kesinlikle daha sıkıcı, boş, genel olarak daha 'kötü' bi zaman geçiriyorum. Dolayısıyla da daha az mutluyum. Ama artık elde var olanla yetinmeye o kadar alıştım ki ''MUTSUZUM BEN YİA'' deme cesaretini bile gösteremiyorum. Ne kadar ılık bir insan oldum ben. Ha, her zaman nabza göre şerbet döktüm ve mantıklı her insanın da böyle olduğunu düşünürüm. Ama söz konusu kendi nabzınız ise ve siz ona farklı şerbetler döküyo... N E  D İ Y O R U M  B E N!

Ne diyorum biliyo' musun?
Sevmem,
Bi' de,
Sevilmem,
Lazım.

Sevgi bir ihtiyaçsa, hayatımda hiçbir şeye bu kadar çok ihtiyaç duymadım sanırım. Bu aynı olgu her birimize ne kadar farklı, ama bir o kadar da aynı işliyor biliyor musunuz? Bunu fark etmeyi o kadar çok seviyorum ki. Farklı hikayeleri okuyup, dinledikçe aslında ne kadar aynı olduğunu, çünkü hissedilen şeyin çok basit, tek bir duygudan ibaret olduğunu; adının da aşk olduğunu bilmeyi seviyorum. ''Hayatımda olmadığı zamanlarda bile sanki onun gelmesini beklemiştim.'' *

''Başka şeyler de istiyorum, istiyorum istemesine de...'' diye devam edip kem küm yapmak istemiyorum. Var olanın kıymetini bilirken, olmayan için de istemekle kalmayıp harekete geçmek gerekiyor. Tabii şans da büyük bir faktör.

Ben buraya bunları konuşmak için gelmedim aslında. Biraz katarsis yaptım affedin. Kendimi sizin önünüzde vaftiz ettiğime de göre artık başlayabilirim. You know what, vazgeçtim.

4 Temmuz 2016 Pazartesi

Jamais Assez Loin



Böyle yazmisim öyle hissettigim zamanlarda. O gunlerden sonra, hayatimin geri kalani anlamsiz gibi diyecektim ki vazgectim, cünkü hayat sürprizlerle dolu. Bi de hayat gercekten cok güzel.

Bi yerlere gittigimizden, bisiler yiyip ictigimizden, birilerini sevdigimizden degil. Ya da tam olarak o yuzden.

Hayat iste, tanimi pek yapilamayan, neden bu kadar büyük bi hediyeye layik gorulduk diye sorgulatan, enteresan kavram.

Baya büyük bi hediye, asla geri ödemesini yapamayacagimiz...

Bi de sahip oldugu(m(n))uz en kiymetli sey.


Hayatimin bana guzel(?) davrandigi su siralarda, ben her zamanki gibi degisken ruh hallerine sahibim. Aslina bakarsan mutluyum, belki de hic olmadigim kadar. Ama'si felan yok ya, mutluyum bildigin. Sadece bazi seylerin farkina variyorum ve bu gerceklerle yuzlesmek biraz zor oluyor. Mesela mutlulugu kabullenmek bile oldukca zor bi olay. Daha da zoru saglik problemleri yasamak. Kim bilirdi ki bu yasta tansiyonum felan ciksin, tiroidimde bisiler olsun felan. Hic de anlamiyorum neyim var, pek bi seyim yok gibi aslinda. Aldigim tansiyon haplarindan oturu iyilesmis de olabilirim. Ama bildigim sey, hayatimin sonuna kadar ilac kullanmak istemiyorum. Derhal bunlara sebep olan seylere bi son vermek istiyorum. Sevgili iradem umarim bu yazdiklarimi okuyordur cunku seve seve degilse sike sike...

Ya simdi oyle dedim de ciddi bi seyim yok "sanirim". Her sey kalp krizi geciriyorum sanip hastaneye gitmemle basladi.(Aslinda baya komik ve olayli bi ara anlatayim onu.) Sol elimde bi uyusukluk felan hissedince, her seyin en iyisini uman fakat hep en kötüsünü bekleyen ben, kalpten gidiyorum sandim. Gitmedim cok sukur, umarim da gitmem. Ama hastane yollarini asindirdigim birkac gun sonunda ogrendim ki tansiyonum yüksekmis ve tiroid degerlerim azcik yüksekmis. Sadece tansiyonum icin ilac iciyorum, digerine gerek olmadigini soylediler, en azindan simdilik. Su an farkettim ki, sol elimin kucuk parmagindaki uyusukluk yeni yeni gecti gibi.

Neden simdi saglik problemlerimden bahsettim ya. Belki de icten ice, beni okuyan birileri hala varsa, ki sadakatinize hayranim, iyi enerji, pozitif kuantim dusunceleri ve güzel dualar gondermenizi istiyorumdur. Hep bir agizdan, MASALLAH püpüpü. Tükürük sesini 'pü' onomatopoeiasiyla vermek istedim ama 'tüh' desem de olurdu zaar.

Neyse.

Ben Paris'e gittim. Su ana kadar gerceklesmis en buyuk hayalimdi. Yani su son bi yildir tonla yere gittim ama Paris iclerinde benim icin en önemli olaniydi. Bilmiyorum, cocuklugumdan beri en cok oraya gitmek istemistim. --- Suan aldigim bi karara göre hic bi sey anlatmamaya karar verdim cunku nasil anlatabilecegimi bilmiyorum. Ne kadar anlatsam da neler yasadigimi aktaramiycam. Eyfel kulesinin tepesinde, Paris'in gece manzarasini izlerken isikli sampanyami yudumladigimi bilin yeter.

Büyüdügümü hissediyorum, her anlamda. Daha cok sey biliyor gibiyim. Sanki bazi olaylara daha farkli tepkiler verirdim, daha durgun ve daha temkinliyim sanki. Kanim hala deli akiyor, acayip milliyetci bi Belcika mahallesinde Belcika-Galler macinda Galler'i destekleyen tek taraftar olup, Hen Wlad Fy Nhadau'i soyleyecek kadar deli. Neyse ki bu gavurlarin agiz burun girme gelenekleri yok. Ne diyodum, böyle sanki geriye dönüp baktigimda yaptigim hic bi seyden aslinda pisman olmadigimi fark ediyorum. Hatta hemen su yazimin linkini buraya koyayim ve ne kadar degistigimi siz görün. Aslinda okumayin ya, ben eski yazilarimi okuyunca bi kizariyorum, ne bebeymisim len diyorum kendime. (Hala hic bir zaman büyük konusmamak gerektigine inaniyorum ama.)

***

"Ekim'de Erasmus ile Almanya'ya gideceğim için vize almam gerek. Vizeyi de oradan alıyormuşuz.
Şaka maka gidiyorum lan. Gerçi ben hala pek heyecanlanmıyorum, gidecekmişim gibi gelmiyor hiç. İnşallah bi sorun çıkmaz, içimdeki sesler kuruntudur umarım. :("

'her seyin en iyisini uman fakat hep en kötüsünü bekleyen ben'

***

Yasadigim her sey sonsuz bi To-Do listesine check atmaktan ibaret. Hal böyle olunca yasanan seylerin iyiligi ve kotulugu tamamen ilüzyon oluyor. Ben bi seyler tecrübe ettim, bu birikimler anlik diger tecrübelerimi ve kararlarimi etkiledi ve simdi su an oldugum yerdeyim, oldugum kisiyim. Yani benim.

Bu yaziyi "Dunyanin en daginik yazisini yazar misin?" istegi uzerine yazdim, yazmadim tabi ki ama yazmayi ozledigimi farkettim. Icimden surekli "Ilerde zaten bisürü akademik sey yazcan simdi azcik yazmayiver." diyorum ama... Ama yazdim iste üf.



26 Ocak 2016 Salı

Sana bunlari yeni bilgisayarimdan yaz(am)iyorum

Sana bunlari yeni bilgisayarimdan yaziyorum. Yazamiyorum aslinda. Cünkü klavyem haliyle Almanca. Su an sacma sapan harflere basiyorsam beni äffet. Ben noldum ya simdi!!! Amerika'ya tasinip havali olmak icin Türkce karakter kullanmayan insanlara döndüm. Gunahlarini almisim megersem adamlar bosuna "ch,sh" yapmiyorlarmis. ALLAHIM YAPMIYORLARMISH BILE YAZAMIYORUM. Su -shu an :(- uzun suredir bisiklete binmemisim de surekli dusecekmisim gibi hissediyorum. YA Z'NIN VE Y'NIN YERLERI NEDEN FARKLI!!!

Allah'im neler oldu... Ya o kadar cok sey oldu ki hicbirini anlatmamaya karar verdim. Nereden baslayip hangi birini nasil anlatacagimi bilmiyorum. Yok saka tabi anlatacagim ama biraz zamana ihtiyacim var. Sinavlarim baslamak uzere, okumam gereken bir suru kitap ve yapmam gereken onlarca odev var. Ve su lanet klavyeye alismam lazim. O yuzden simdilik size tek bir bomba patlatip gidiyorum. Ya bu arada ben senin yerinde olsam kendimi okumazdim yeminle. Ne adam gibi düzenli yaziyorum, simdi bi de basima Turkce karakter yoksunlugu cikti. Rabbim sizi böyle seylerle imtihan etmesin, CHOK ZOR.

bombam: almanya'da kaliyom.
tamam acidim hadi bi bomba daha: O'ndan sonra ilk kez birine bisiler hissettim.
yanlis anlamayin diye o bombayi düzeltmek istiyorum: bisi olmadi, olmayacak da ama en azindan hala hissedebildigimi biliyorum artik.

SU AN RESMEN YORULDUM
INSALLAH ALISIRIM HEMEN
GIDIYOM SIMDILIK
OPTUM


30 Kasım 2015 Pazartesi

mststmtmssmtmtstsm

Kaybetme sanatında ustalaşmak çok da zor değil
Zaten birçok şey kaybedilmeye eğimli
Bu yüzden onları kaybetmek felaket değil

Her gün yeni şeyler kaybet, kapı anahtarını mesela
Yarattığı telaşı kabullen, yarım saatini kaybet mesela
Kaybetme sanatında ustalaşmak çok da zor değil

Ve sonra dene, daha çok kaybetmeyi, daha hızlı kaybetmeyi
Mekanları, adları, gitmek istediğin bütün diyarları
Bunların hiçbiri sana felaket getirmez

Bir kere annemin saatini kaybetmiştim, ve baksana
Bundan önceki ve bir önceki ev de gitti
Kaybetme sanatında ustalaşmak çok da zor değil

İki şehir kaybettim, iki muhteşem şehir ve dünya kadar
Sahip olduğum güzel şeyi, bir nehir ve bir yarım ada dahil
Onları özlüyorum, evet, ama çok da feci değildi

Ama seni kaybetmek 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...