28 Eylül 2014 Pazar

Operasyon 9

Artık Haftalık yazmayacağım ya. Neden mi? SIKILDIM.

Karşılaştırmalı Kültür Tarihi dersi çok zor abi ya. Herifin Türkçe anlattığından bile bi sikim anlamıyorum. Neyse ne alaka bu şimdikhnsfklhjfsj.

Geçen gün okulda topluluk günleri çerçevesinde, 35 derece sıcağın altında deli gibi sevişen insanların olduğu bir etkinlik vardı. Tabii ben kimseyle sevişemedim. Topluluk seçmek için gittim, yapılması gereken şey o sanıyordum ama olay o değildi sanırım. Neyse. Uzay topluluğuna katıldım o tür şeylere ilgim olduğu için. Tam çıkarken de sinema topluluğunda çok yakışıklı bir bebe görüp oraya da adımı yazdırdım. Hatta çocukla iki çift laf edebilmek için atmadığım takla kalmadı.

+Ad, soyad yeterli mi başka ne yazıcam?
-E-postanızı ve numaranızı da yazarsanız iyi olur.
+Şahsi mi olmalı?
-Yo, farketmez.
+Kan grubumu da yazayım mı?
-Yani isterseniz yazın...
+Yazdım tamam, şimdi şeyi de yazayım mı doğum tarihi mi?
-Siz bilirsiniz...
+Bu da tamam, başka bi şey kalmadı sanırım ama ben buraya Facebook linkimi de koysam olur mu?
-


Ertesi gün ilk toplantımız vardı gecenin bir köründe. Güya tanışıp sanatsal bir film izleyecektik. Gittim, yine herkes sevişiyor. Antalya mı böyle yoksa dünyanın her yerinde bu topluluklar sevişmek için mi var? Ya hayatımın bir dönemi şöyleydi kabul ediyorum;



Fakat artık böyle şeyler istemiyorum, boş geliyor. Doydum mu desem, tasvip etmediğim bir yaşam biçimi mi desem bilmiyorum ama istemiyom yani. Rastgele insanlarla sikişmek istemiyorum.

Sevişmeyen birini buldum gittim yanına oturdum. Film hayatımda izlediğim en iğrenç filmdi. Hiç bir bok anlamadım. İzlerken nasıl sıkılıyorum, ofluyorum falan. En sonunda dayanamadım yanımdakine sordum, ''Ya sen bi şey anlıyo musun bundan?'' diye. O da ''Tabii anlıyorum. İki ayrı karakteri her dakikada birbirine daha çok yakınlaştıran yönetmen, bu sahnede iki yüzü aynı karede yakalamayı başarıyor ve seyirciye başkalaşımın ne denli irrite edici olduğunu gösteri...'' lafını bitirmeden kalktım yanından uyuyan bir adamın yanına geçtim. Ben gelince uyandı, toparlandı falan. O kadar tatlı uyandı ki ayaklarına kapanıp özür dilemek istedim uyandırdığım için. Ve Piyanist ile bu şekilde tanıştık. 


***Ben tam bu dizeleri yazarken blogumu okuduğunu söyleyen bir mesaj attı ya ಥ‿ಥ ***

O aslında tamamen tesadüfi bir şekilde kardeşiyle beraber gelmiş, sonra kardeşi onu kız arkadaşı için ekmiş. Garibim tek başına kalmış. Yoksa adamın toplulukla falan işi yok 27 yaşında. Filmi izlerken sohbet ettik biraz ama acayip utangaçtı ya zor konuşturdum resmen. Benim de müzikle ilgilendiğimi söyleyince operadan, enstrümanlardan falan bahsettik. Seçmeli dersini müzikle alakalı bir şey seçseydin dedi, ben de caz müziği seçtiğimi fakat daha gitmediğimi söyledim. Adam hocam çıktı aq.


Aslında tam olarak hocam değil. Seçmeli ders olayını bilirsiniz hocalar sadece yoklama alırlar, hiçbir şey yapmazlar falan. Piyanist de şu an yüksek lisans yapıyor, derse girecek asıl hocanın danışmanı aynı zamanda. Hoca bizi kendi başından savmak için Piyanist'i derslere sokuyormuş. Bunu duyunca ben şok. Numaralar alındı, o gün bitti.

Bir hafta falan konuştuk, ben o hafta yine caz dersine gitmedim. Zaten bu sefer hoca kendisi girmiş, bundan sonra böyle olabilirmiş. Neyse, ben sonunda dayanamayıp sordum, aslında tam olarak sormadım. Direkt ''Ya sen geysin.'' dedim. Bendeki bu 'gaydar' olayı nirvana seviyesinde arkadaşlar. Heterodan daha hetero görünen geyleri bile ayırt edebiliyorum. Rabbım bu yeteneği bana bahşetmiş. (◡‿◡✿) O da inkar etmeyerek, ''Evet, senin gibi.'' dedi. Ben de etmedim haliyle, ben etmem zaten. Böylece konuşma farklı bir yere doğru gitmeye başladı. Aslında ben onunla ilk tanıştığım andan beri bir kıpraşma oluyordu içimde. (。♥‿♥。)

Geçen gün buluştuk. Kalbim ağzımdaydı resmen. Baya güzel vakit geçirdik, dünyanın en güvenilir insanı diyebilirim. Ben o kadar kuşkucu, kıskanç, sürekli komplo teorileri üreten biriyim ki anlatamam. Fakat onunlayken gözüm hiç arkada kalmazmış gibi hissediyorum. Ne biliyim sevgili olarak hayal ettiğimde, kendimi onun telefonunu falan karıştırırken görmüyorum mesela çünkü biliyorum ki o yapmaz. Ben onun yanında oturmuşum o bana bunu çalıyor. Böyle hayal ediyorum.

Açıkçası kızlar, hoşlanıyorum. Sanırım o da benden hoşlanıyor. Umarım hoşlanıyordur. Artık daha fazla insanla tanışmak ve daha fazla insanla bir sürü drama yaşayıp bir yere varamamak istemiyorum. Arkadaş olarak da kazanılabilecek mükemmel bir insan ama ne bileyim gerçekten arkadaş istiyor muyum? Onun arkadaşım olmasını istiyor muyum? Arkadaşlarım beni nereye kadar mutlu edebiliyor? Eğer bu bir yere varacak olursa, ben şu yazımda bahsettiğim, ''Puzzle yapmayı eğlenceli hale getirecek biri olmalı. Kalabalık bir eve misafirliğe gittiğinizde seni balkona çıkarıp sigaranı yakacak biri olmalı. Eninde sonunda hangi yemeği ne zaman sipariş etmesi gerektiğini bilen biriyle olman gerekiyor çünkü.'' kişiyi bulmuş olabilirim. 


Hadi son kez haftalık takıntımı paylaşayım. Buyrunuz, hayatımda izlediğim en güzel şey.



Buradan Piyanist'e selamlar. ʘ‿ʘ

24 Eylül 2014 Çarşamba

Osmanlı'da Gey Seks Işçileri | Bölüm II

Son hikayeleri de paylaşayım bakalım. İlk yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

KALYONCU SÜLEYMAN

Bir diğeri de Kalyoncu Süleyman'dır ki güçlü mü güçlü, insan ejderhası hamamın gözde sikicisi. Aslen Trabzonlu olup, gemici dayılar koynunda büyütülmüş olup, başına keçe külah geçirilmiş, göğüs çıplak, yalın ayak, baldırı çıplak kanca atıp palamar bağlamış, geceler dahi dayıların koynunda uçkur çözüp göt devirmiş oğlandır. Bunlara gemici dilinde 'zenane' derler ki adam sekse doymaz, iri kıyım oğlanla döşekte öyle cilveler eder ki muhabbete doyulmaz. Bu Kalyoncu Süleyman günlerden bir gün Hasköy iskelesine gelip yalın ayak, baldır, bacak, göğüs çıplak otururken şehri kulamparaların (aktif gey demek, bkz: hiz = pasif gey) yüreklerini dağlar ''Acaba şu gemici oğlanın siki ne büyük ve şekildedir?'' diye düşündürürdü. Hamamcı Hasan Ağa'da Süleyman'ın oturduğu yerdeymiş. Oğlanın sümbül koçanı yarrağının peşindeymiş. ''Tamam, bana böyle aşkbaz tez canlı bir tellak lazımdır.'' diyerek oğlanın yanına üşüşmüştür. Oğlanın gözünü boyayıp hamama götürmüş, beline peştamal bağlayıp bir kaç gün eğitim verdikten sonra müşteriye çıkarmıştır. Edep bilir tokmakçıdır. Utanma perdesini açıp hizmetini tam görür. Müşterisini halvete atınca kapıya peştamalini asar, ''Uzan beyim, paşam, efendim, ağam bacaklarını ve ayaklarını ovuşturayım.'' derdi. Baldırını bacağa atar, kıvama gelince kendi peştamalini indirip çırılçıplak kalır hemen müşterisinin ayaklarını öper ''Sultanım işte gör, vücudum uyandı, benim gibi garip bir çıplağı sevindir, seninle bir muhabbet edelim.'' der. Yarrağı büyük ve siyahtır ama nazikçe aheste aheste dipleme sokar ki bu hüner ancak bu ittedir. Fişek atıp götten sikiş tamam olunca yine ayak öpüp yine izin talep eder. Bahşiş için yalakalık yapmaz. Tokmakçılar hamamda 100 kuruş alırlar ama bu Süleyman'a 300 verilse azdır. Gece döşek yoldaşı olursa en az 3 sefer fişek atıp 450 kuruş alır. Ama müşterisi isterse 5 kere fişek atar. Böyle güçlü ve ateşli tokmakçıdır. Kendisi de alta yatıp ''Efendim lütfen, bu muhabbetin tadı altlı üstlüdür.'' der. (ahahahahah burayı çok sevdim.)

KINALI KUZU FİRUZ

Biri de Kınalı Kuzu Firuz'dur ki gerçek adı Firuz'dur. Meşhur kulamparalar Firuz Şah derler ki gerçekten de güzelliğin şahıdır. El ayak parmakları kınalıdır. Arnavut asıllı olup, gözleri kanlı taze delikanlı olup memleketinden gelince Çardaklı Hamam'da hemşeri odasına misafir olmuş, o pis tellak Firuz'u sikip eritmiş, beline peştamal bağlayıp kendine ortak etmiştir. Mertlik sahibi kulampara biraderlerimiz Çardaklı Hamam'a vardıklarında ''Bir kınalı kuzunuz varmış.'' derler, o hayvan tellak Firuz'u getirip el öptürür, makbule geçer zannederek iltifat duyunca ''Efendim ortaklık yoludur, oğlanın başını tutmam gerekir.'' deyip Arnavut Firuz'un boynuna kolunu geçirip oğlanın götü nur topu misali domalır ki, aşk olsun o oğlanı sikmeyene. İş bitince oğlan su dökünüp, peştamalini giyip el öperek ''Yine beklerim ağam.'' der. Bahşişi it oğlu it tellak alır, Firuz'a götünün kazancından birkaç akçe zorla verirmiş.

PEREMECİ BENLİ KARA DAVUD

Bir diğeri sikici Kara Davud'dur. Uzun boylu, güçlü, bıyıkları yeni çıkmış bir yiğittir ki gece gündüz bey, paşa, ağa ve efendi götü tokmaklar. Bir it oğlu ittir. Sikinin kazancını yine sikişe yedirip göt siker. (sdljlsahnjlshnsf) Bu yüzden yalın ayak gezer, bir çaredir. Üsküdar Kolluk Hamamı'nda ortaya çıkmıştır ama evi yoktur. Hamam hamam dolaşan avaredir. Varacağı hamama girer, külhanda soyunur levent gibi yürüyerek müşterisi neredeyse hizmetini görür. Önceden tanıyorsa huyunu suyunu bilerek ''Ağam, paşam, efendim işte Kara Davud'un geldi.'' diyerek sikişe başlar. Ama müşteriyi daha önce görmediyse ''Sanırım tokmakçı ararsınız.'' der ve ellerini bacak ve ayaklara atarak ağır ağır yukarı çıkar. Müşteri ''Elini çek!'' derse kendi sikini çıkarıp ''Ağam bu işte utanma olmaz, ben seni memnun edeyim. Bak benimki uyanmıştır'' diyerek müşteriyi yüz üstü çevirir ve üstüne biner. Benli Davud, Dördüncü Murad'ın silahdarı Mustafa Paşa'nın nazlı oğluna alaka eder, tüm parasını ona harcar. Birbirlerine aşık olmuşlardır ama oğlanı da şakır şakır siker. İyi ki duyulmamıştır ki ikisinin de sonu dar ağacı olmasın.

ALTINBAŞ İSKENDER

Biri de Altunbaş Bey oğlu, Arnavut beyzadesi İskenderdir. Gazi Sultan İkinci Murad ve Fatih Sultan Mehmet zamanında isyan ve eşkiyalık yollarına düşmüş olan Kastaryotoğlu İskender Bey dedikleri Rum cariyesinden doğma piçin soyundan gelmektedir. O taraflarda ''İskender adında bir şehzade Arnavut kavmine padişah olur.'' dedikodusu yaygındır, bunun adı da İskender olunca Hacı Nezir Ağa oğlanı padişah ilan etmiştir. Debre Ağa oğlanın ölümüne razı olmayıp hemen oğlanı Mahmut Paşa Hamam'ında Süleyman Ağa'ya göndermiştir ki terbiye etsinler. Ama İskender terbiye kabul etmeyip, dağda bir süre haydut koynunda yatmıştır. En sonunda Süleyman Ağa onu bulmuş, soyup hamamına koymuştur. Bir seferi 90 kuruştur, 20 kuruş da ortağı alır. Gecesi üç seferden fazla koymamak üzere 200 kuruştur, ortağı 100 kuruş alır. Müşteri üç seferden fazla isterse her fişek için 250 kuruştur.

KARANFİL HASAN

Bir diğeri de Karanfil Hasan'dır. Hamam'ın gül bahçesinde beslenip büyütülmüş seçkin dilberdir ki cilve katında üstad, uzun boylu, güzel götlü 15 yaşında. Kalafat yerinde kayıkçı bekar uşaklarla çelik çomak oynayayım derken uçkuruna el atmışlar, gece odalarında üryan edip döşeğe atmışlardır. Oğlanın gümüş kasesine kol kadar anahtar uydurup içinde oynatmışlardır. Delik bir kere açılınca bal çanağa eşek arıları üşüşmüştür. Hamam böcekleri oğlanın yolunu kesip ''Aman oğul, subaşı duymuştur, defterli olursun. Senin için kurtuluş yeri hamamda soyunmaktır.'' deyip oğlanı Karabekir Ağa'ya götürmüş, el ayak öptürmüşlerdir. Hamamcı ağa çok beğenip soymalarını emredince Karabekir Ağa'nın aklı perişan olup ''Vay piçler, bu karanfil oğlanı nerede buldunuz?'' demiştir. Oğlanın iki sene başkasına peştamal bağlamayıp sadece kendisi için iş görmesini istedi. Çalmış kalem parmaklara al kına, yakına gel aman oğlan yakına deyip sadece Hasan'ın ayaklarını öptürmeye izin verdi, o da 10 akçeydi. Sonrasında, İki nefer ocaklı dilaverler Deli Ferhat ve Kırkık Ali, Karanfil Hasan'ı odaya götürüp ''Bre bu nasıl iştir? Oğlan hamamcının kafesinde tutulur mu? Böyle hamam çıplağı oğlana tasarruf ve taassub olmaz. Akçamızla geçer hükmümüz. Biz bu oğlanı elbet ki sikeriz. Rıza ile verdi ne âlâ. Vermese silâhımız kuvveti ile işte o anda zorla ve kahırla yatırıp sikeriz. Hamamda itiraz olmaz, yoksa kan olur.'' demişler. Deli Ferhat kapıyı tutup, Kırkık Ali kılıçla oğlanı kesecek olunca Karanfil Hasan ''Aman ağam, kıyma bana, teslim!'' deyip uçkurunu çözmüş ve o aç ite domalmış, o da sikinin zehrini oğlanın içine kusturmuş ve işini bitirince Deli Ferhat da oğlana sokmuştur. Hamam uşakları ''Ağa, önünde sonunda olacak buydu, oldu. Hamamı kolluğa bastırmak olmaz. Karanfil Hasan müşteriye soyunsun artık.'' demişlerdir.

İştee böyle. Osmalı'da geçen bir gey seks erotikası okumuş oldunuz. Ben uydurmadım bunları. Ne öğrendik? Aşka izin vermediler, iş sikmeye sikilmeye gelince kimse ses çıkarmadı. Hala da böyle değil mi? Gizlice ne bok yerseniz yiyin ama aşık olmayın, evlenmeyin diyorlar.

AYHH SİNİRLENDİM YİNEEEEEEEEEEE


Twitter hesabımı takip ettiniz dimi? (◕‿◕✿)

20 Eylül 2014 Cumartesi

Haftalık VII

HAFTALIK TAKINTI

Benim bu hafta bir takıntım yok ama beni, bırakın haftayı, aylardır takıntı haline getirmiş biri var, onu sizinle paylaşacağım.


fslhnslfknhlsfnkljkfhfshnkjsfdhnjlskhshnsfjdgkfhkfhl

Şarkı, türkü kısmımıza geçmeden evvel sizden iki şey rica edeceğim; 

1) TWITTER AÇTIM!

Buradan takip edebilirsiniz. Takip eden tüm blogger, LGBT veya kafa dengi insanları geri takip edeceğim merak etmeyin. (✿◠‿◠) İsterseniz Twitter kullanıcı adınızı, yazının altına yorum olarak da bırakabilirsiniz.

(☞゚∀゚)☞  https://twitter.com/lolipopbey  (─‿‿─) 


2) SORU-CEVAP!

Blogda sağ tarafa eklediğim Ask.fm eklentisinden veya bu linkten hakkımda merak ettiğiniz şeyleri bana sorabilirsiniz! Ana bacı da kayabilirsiniz sffhnsdh. Her soruyu cevaplayacağım sözü veremiyorum ama adam akıllı sorular elbette cevaplanır.

(☞゚∀゚)☞  http://ask.fm/lolipopbey  (─‿‿─) 


Şimdi şarkı, türküye geçebiliriz.


EN ÇOK DİNLEDİĞİM ŞARKI/SANATÇI

Bu hafta X'i kafamdan silme haftası gibi oldu sanırım. Yavaş yavaş aramızda bir şeyin olmayacağını kabul etmeye çalışıyorum. Bunu da onun en sevdiği albümü dinleyerek yaptım işte böyle de bir malım sfjhnsjkhnfsjh. 

Grubun adı 'Sakin'


Albümün adı 'Hayat'


En sevdiğim şarkıları da 'Bir Ses'





Parıldak Bir Yıldızın Düşüşüfşsdhsfj: Brent Corrigan

Porno koleksiyonu olan bir sapığım. Evet yanlış duymadınız. Fakat pornoyu boşalmak için izlediğim zamanlar nadirdir. Genelde artistik açıdan bakıyorum. ಠ_ಠ

Porno dediğimiz olay aslında en ateşli seks sahnelerinin montajlanarak önümüze sunulduğu bir film türü. Yoksa efendim bu insanlar neden sikişirken bizim başımıza gelen garip ya da iğrenç şeyleri yaşamıyorlar diye sorarlar. Onların da gayet başına geliyor böyle şeyler merak etmeyin.


En sevdiğim şeylerden biri de porno yıldızlarının 'seks makinesi' olmayan yönlerini kullanmaya çalışmalarını ve bunu nasıl başaramayıp tekrar kürkçü dükkanına döndüklerini gözlemlemek. Abi orospusun, hayatın boyunca bundan daha iyi bir şey olamayacaksın. Kasma. Küçümsemiyorum, ama bazı insanlar sadece sikişmek için var. Bildiğin et yani. (¬‿¬)

Bu yazıda da Brent Corrigan, gerçek adıyla Sean Paul Lockhart'ten bahsedeceğim.


Bir dönemin ''Twink Tanrısı'' idi kendisi. Parlak vücudu, kıvrımları, küçük meme uçları, jest ve mimikleriyle Brent'imiz gey porno piyasasını baya sallamıştı. 



Kim bu Brent? 31 Ekim 1986'da Idaho, Amerika'da doğdu. Söylediğine göre öz babasıyla hiç tanışmamış. 16 yaşında annesi tarafından terk edildi ve kendisinden büyük insanlarla para karşılığı seks yaparak geçimini sağladı.

Porno kariyerine 2004'te Cobra Video'nun yapımcılığını üstlendiği Every Poolboy's Dream ile başladı. Anında Cobra Video'nun en gözde oyuncusu olmuştu bile. 2005'te ise Cobra Video'yla çektiği pornolarda aslında 18 yaşının altında olduğunu, yapımcıların belgelerde sahtecilik yaptıklarını iddia etti. Dava sürecinde Brent'in videoları ''çocuk pornosu'' adı altında sınıflandırıldı ve bir süreliğine yasaklandı. Bu süreçte erkek arkadaşına güvendiğini, o yaşta her şeyi doğru yaptığını sandığını söyleyerek kendisini aklamaya, yapımcı şirketine ise çamur atmaya çalıştı. Tabii ki herkes sütten çıkmış 'twink' kaşığımız Brent'e inandı. Brent bu arada Cobra Video'nun sahibi Bryan Kocis ile sikişerek sevgilisini aldatıyordu.

2007'de Bryan Kocis'in boğazının kesilip, 28 yerinden bıçaklanarak öldürülmesiyle şüphelilerden biri de haliyle Brent oldu. Defalarca sorgulandı, bu yüzden depresyona girdi. Şirket için çalışan diğer bir porno yıldızı olan Harlow Cuadra'nın suçunu itiraf etmesiyle Brent bir kez daha aklandı.

Brent bu sırada, Schoolboy Crush, Fuck Me Raw, Take It Like a Bitch Boy, The Velvet Mafia, Best of Roman Heart gibi hala milyonlarca dijital satış ve indirme yapan, belki de gey porno sektörünün klasikleri arasına girebilecek işler yaptı. En İyi Pasif (Fuck Me Raw) dalında Golden Dickie ödülünü, En İyi Pasif, En İyi Film (Summit), En İyi Twink Filmi (Just The Sex 1&2) dallarında 2009 GayVN ödüllerini, En İyi Pasif, Yılın Web Performansçısı, En İyi Amatör (Big Easy) dallarında 2010 GayVN ödüllerini kazandı.

Brent'i izlemeyi ben dahil neden birçok insan sevdi? Herkesin cevabı farklıdır. Ben en çok sanırım tavırlarından etkilendim. Bakışlarıyla, mimikleriyle insana sanki seks dünya üzerinde yapılabilecek en muhteşem aktiviteymiş gibi hissettiriyor. (Aslında öyle değil kızlar.)


2010'da ne olduysa Brent durdu. Saçma sapan bir kitap yazdı, yazar oldu. Acınası derecede komik yapımlarda oynadı, oyuncu oldu. Albüm yaptı, şarkıcı oldu. Girişimci oldu, yatırımcı oldu, hayat koçu bile oldu, yolundan dönebilen adam olamadı. Dün Falcon Studios'dan çıkan Jacked adlı porno filminde Sean Zevran'a kendini dürttürdü. (^▽^)


Ben de ''Bunu kaçıramassın Lolipop!'' deyip, torrente falan düşmesini beklemeden hemen para bastırarak pornoyu izledim. Bizim twink Brent olmuş kalas Brent. Anüsü etrafında kıl falan bırakmış güya artık twink değilim, değiştim imajı yaratacak. Hadi bunları geçtim, tamam çocuk büyüdü ama abi porno bir soyunma odasında geçiyor ya. Dünya üzerinde yeterince soyunma odasında geçen porno yok mu? Bunu da affettim hadi. Brent resmen yorulmuş, ya yorulduğu o kadar belli ki. Siki bile zar zor kalkıyor. Öküz gibi terliyor, hiç yapmak istemediği bir şey yapıyor gibi, gönülsüz böyle. Bir an oturup ağlayacak sandım. Sean Zevran'a lafım yok (e yani bi' zahmet) ama Brent giydiği çoraptan, ayakkabıdan, jockstapten, eline taktığı eldivene kadar her şeyiyle KOMİK görünüyordu. İzlerken sıkıldım anacım.


Eski hallerini bilmeyenler için iyi görünen bir yapım olabilir ama benim için valla faciaydı. Keşke izlemeseydim diyorum şu an. Benim için Brent gerçekten bir dönemin yıldızıydı. Götünde ki yıldız dövmesiyle ikonlaşmış bir insandı ya binlerce kişi götüne yıldız dövmesi yaptırdı. Ben de bir ara yaptırıyordum hatta az kalsın sfhlkmnsfhj.



Yazının ilk başında da bahsettiğim gibi ama ne yapsın şimdi çocuk? Yapacak başka bir şeyi yok ki garibimin. Şimdi iyi veya kötü her neyse zamanında efsaneydi, hiç bir zaman unutulmayacak şeyler yaptı bence, şimdi de ekmek parası için götünsşlkdhjnm

ÖF ÇOK UZADI BYE
gidin boşalın.


17 Eylül 2014 Çarşamba

Oldu Canım Başka?

Y'akşamlar okula başladım arkadaşlar. ''BU NE YA BÖYLE ŞEY Mİ OLUR?!'' en çok kurduğum cümle oldu.


İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyorum. Geçen sene hazırlık sınavını kaçırdığım için hazırlık okumak zorunda kalmıştım. Zorunda kalmıştım diyorum çünkü o sınava girsem hazırlık okumazdım. Allah'a şükür İngilizcem iyi. İyi de iyi olmasına anacım daha iki gün oldu pek İngilizce görmüyoruz yani. Dersler İngilizce fakat baya bildiğin edebiyat görüyoruz.
Blogger buna neden şaşırdı anlam veremiyor zira bölümünün adı İngiliz Dili ve EDEBİYATI. (¬▂¬)

Edebiyatı, yazmayı, okumayı seviyorum ama bu kadar çok seviyor muyum bilmiyorum. Sınıf zaten dökülüyor, resmen 70 kişiyiz ama ikinci sınıfa geçebilecek kapasitedeki kişi sayısı 10 falan sfhnsfhsfjh. Bu seneki hazırlık sınavını baya kolay yapmışlar ve bazı bölümleri yapmamışlar speaking falan, ondan diyorlar.


Sınıfımda hiç tipim olmayan (ben hiç tipim olmayan diyorsam bilin ki o kişi sarışın veya kumraldır ya da cılızdır) biri var ama çooooooooooooooooooooooooooooooooook tatlı ya. Bu kadar sadece tatlı. Sınıfın geri kalanı kazulet zaten. (∪ ◡ ∪)


Üniversiteli gibi hissediyorum sanırım eğer üniversiteli olmak gördüğün dersleri şu şekilde dinleyip,


eve gidince böyle olmak ise.

_
__
_

Lady Gaga konserine giden var mı aranızda? (Konsere hiç hetero gitmiş midir acaba ya fshlnsflhsf.) Benim baya tanıdığım gitti, hepsi de beğenmiş. Bir arkadaşım 4 günde, Jay-Z, Beyoncé, Nicki Minaj ve Gaga'yı canlı izledi aq ALLAHSIZI. Böyle şeyleri anca arkadaşlarım yapar ben yapamam zaten. Konserde şöyle giyinen bir Little Monster varmış; anacım sen nerenin pasifisin?


Bu çocuğu konserden önce veya sonra hatır hatır ''götürdüklerine'' dair baya yüklü miktara bahse girerim.
_
__
_

Geçen o kadar saçma bir şey yaşadım ki sdlkhnslkhnsf. Gayler Hakkında Her Şey'in bu yazısını okuyordum. Bu arada takip edin bence yazılarını okumayı çok seviyorum şahsen. Neyse o gün de X ile tanışmamızın altıncı ayıydı. Yazıyı okuduktan sonra bir anda içimden ''OHA LOLİPOP ŞU AN ONU İLK GÖRDÜĞÜN YERDE OLMALISIN ಥ‿ಥ '' dedim, kendi kendime. Gecenin bir köründe kalkıp onu ilk gördüğüm yere gittim. Bu arada biz onunla bildiğin Hornet'ten tanışmıştık, o ilk gördüğüm yer dediğim yerde de buluşmuştuk. Gayler Hakkında Her Şey'in tanışma olayı gibi değildi yani. Lan ben hayatımın aşkı dediğim Bae ile bile öyle tanışmadım baya baya film gibi tanışmışlar amk. Neyse konuya dönelim, ben oraya gittim, fotoğraf çektim ve ona gönderdim; ''Seni altı ay önce ilk kez burada gördüm.'' diye. ʘ‿ʘ

Ve abi bildiğin orada oturdum bir saat bekledim. Kafamdan film senaryoları geçiyor, işte bana ''Olduğun yerde kal.'' diye mesaj atacak, Beyoncé'nin Jealous klibindeki gibi bana koşacak falan.


Bir saat sonra cevap attı:


O an ben:






Sonra ben ağlayarak eve gitmeye başladımfsjhnsfljhnsfhj. Gecenin o saati taksi çağırdım ve gelmedi yürüdüm götü kollaya kollaya. Ertesi sabah düşündüm sonuçta ona gel demedim sadece öyle romantikimsi bir jest yaptım diye. Ama düşünüyorum biri bana öyle bir şey yapsa ne yapardım diye. Uçardım aq. X bana neden net değil? BANA NET OL OÇ.

O günden beri konuşmadık işte yazmıyom bir yere varacağı yok oyalıyoruz birbirimizi bence. AMA ÇOK TATLI YAAAAAAAAAAAAAAAAA. (╯︵╰,)
_
__
_

Annem son günlerde yakın bir arkadaşım olan Turuncu'yu kız arkadaşım sanmaya başladı. Sürekli bana aranızda ne var diye soruyor. Bir şey yoksa neden hiç kız arkadaşım olmadığını falan soruyor. Annem sordukça ben şöyleyim;


Anne biliyorsun gey olduğumu işte, illa söylemem mi gerekiyor? Bence gayet farkında ya. Valla şu an söyleyemem amk seneye Erasmus'la yurt dışına gittiğimde söylerim belki. Kötü karşılarsa bir daha gelmem zaten sjhnsfh. Kötü karşılamaz herhalde sanmıyorum, ama benim söylememi istiyor bence.

Neyse anacım her sabah uyanınca ve gece yatmadan önce yüzünüzü temizleme ürünleriyle temizlemeyi unutmayın, öptüm.


DÖL DE OLUR. (YERSE)

13 Eylül 2014 Cumartesi

Haftalık VI

HAFTALIK TAKINTI

H&M en sevdiğim 5 marka arasına girer. Son koleksiyonlarını öncekilere göre daha başarısız buldum ama yine de gayet güzel. Normalde 50 lira olan bu yumuşacık gömleği indirimde yakalayınca 18 liraya aldım. BENCE DE OHA. Yine H&M'den aldığım zımbalarla da biraz süsledim. ✖‿✖
Güzel oldu bence, geçen hafta almama rağmen 3 kere falan giymişimdir.


























Beyoncé'nin Flawless gömleğine benziyo sanki biraz.





























Beyoncé demişken, dün On The Run Tour'da Nicki Minaj ile yaptığı Flawless Remix performansı... VEFAT ETTİRECEN BE KARI. 
Arkadaşım hem dün hem de bugün Paris'te, iki konsere de gitti ya geberesice. :'(

EN ÇOK DİNLEDİĞİM ŞARKI/SANATÇI

Ne zaman aklıma X gelse veya buluşsak falan aklımda bu şarkı çalıyor ya. :') O yüzden en çok dinlediğim şarkı oldu. Bu arada sadece X ile ilgili ayrı bir yazı yazacağım sanırım.


P.S: Justin geldiğinde gidememiştim ya param yoktu. :'( Giden var mı aranızda?



The Pierces'ın, 'Creation' adını verdikleri yeni albümleri çıktı. O yüzden de en çok dinlediğim sanatçı oldular kendileri. Albüme puanım 2/5, maalesef pek beğenmedim. Albümden favori şarkım 'I Can Feel'




SİZİ ÇOK SEVİYORUM LAN KÖTÜ DÖNEMİMDE YANIMDA OLMANIZ, DESTEĞİNİZ FALAN ÇOK İYİ GELDİ BİLİYO MUSUNUZ? HEPİNİZE KAHVE ISMARLAYASIM VAR.

 (~ ̄▽ ̄)~

12 Eylül 2014 Cuma

Ölmedim

Şu an siz:


Kertenkelenin kuyruğu kopunca yerine yenisini getiren Rabbıma şükürler olsunkndgjdhdsh
Ay bu yazı çok uzun olacak.

(╹◡╹)凸

Ameliyat olacağım gün her şey ''Ameliyat olmamalısın!!!'' diye bağırırcasına ters gitti. Önce sabah evden çıktık geç kalmış bir şekilde ve bu da yetmezmiş gibi arkamızdan araba çarptı. Sevgili annem de beni hastaneye yetiştirmek yerine adamı dövdü. Gerçekten ciddi anlamda dövdü. Neyse ki adam ya beyefendi ya da gey biriydi ki her şeyi çok sakin karşıladı. Dayımla yengem annemi yatıştırdı ve hastaneye gittik.

Geç kaldık sanarken aslında doktorun bizi 1 saat sonrasına yazdığını öğrendik. Tabii o kadar cenabetim ki o 1 saat oldu 4 saat. Neyse en sonunda sıram geldi. Adımı duyunca elim ayağım nasıl titredi anlatamamskjnhsh. Hastane önlüğü giydim ki bana çok yakıştı bence çok seksi olmuştum. Aynen böyleydim, inş.  (¬‿¬)


Annem beni öyle görünce ağlamaya başladıdkjnhsdh. Ben de dayanamayıp ağladım sonra bağırdım ''ŞU KADINI ALIN BURDAN, BANA HİÇ YARDIMCI OLMUYO!'' diye. Sonra annem çıktı, sağlık meslek lisesinden olduğunu tahmin ettiğim bir bebe koluma girerek beni ameliyathaneye doğru götürdü. 

Giderken ''Ay bi dk aynaya bakmam lazım.'' dedim dkjnhshsf. Çocuk da tuvalete götürdü beni, orada sırt dekoltemi falan düzelttim. Aslında kendimi sakinleştirmek için zaman yaratıyorum. En sonunda -453 derece olan ameliyathanede buldum kendimi. VE NE OLDU BİLİN.

(Zaman geriye aksın...)

Önceki yazımda X'den bahsetmiştim, hani hastanede karşılaşmaktan korktuğum doktor dediğim kişi. Birkaç gün önce Hornet'ten (evet Hornet'im var~) profilinde hiçbir bilgi olmayan, fotoğrafsız biri ''Napıyon?'' yazmıştı ve ben direkt onun X olduğunu anlamıştım. O da korkmuştu cinlerin mi var diye slnfshsfh. Sonra biz konuşmaya başladık tekrar, ona sordum tartışmadan önce neden aramızda bişiler olmasına izin vermedin diye. Bana verdiği cevap, ''Ben anal seksi pek sevmiyorum seni o konuda tatmin edemezdim.'' idi.


''ŞU AN 6. AYIMIZDA OLMAMAMIZIN SEBEBİ BU MU?!!!!'' dedim. Amk nasıl şok oldum anlatamam. Ben de, benden hoşlanmadı falan sanıyordum. Gerçi çok iyi zaman geçiriyorduk aylarca beraberdik, her şeyi gayet yavaştan alıyorduk. Beni göt siktirme manyağı sandı herhalde nasıl öyle bir izlenim verdim bilmiyorum. Ya onunla hiç seks yapmasak bile önemli olmazdı benim için. Olmazdı herhalde sknhshfs. Ama ben de anal seks delisi değilim sonuçta benim için önemli olan birini sevmek ve onu hissetmek. İlla her gün içimde olmasına gerek yok yani. 

Her neyse konuşmaya başladık, ameliyat olacağımı söyledim, o da geçmiş olsun falan dedi baya destek oldu. Kendimi ameliyathanede bulmuştum ya en son hani, VE NE OLDU BİLİN (2)

(Zaman normale dönsün...)

Beni ameliyat edecek doktor X idi.
Ve onu görünce ben,





Ben şokun etkisindeyken o arada onlar beni çoktan soymuş, damar yolu açmış, makineye bağlamışlar idi. Tam ''Senin ne işin v...'' derken kistimin üzerine bi iğne yedim nasıl yandı anlatamam. Sonra bu X beni kesti anacım. Gözlüğünün yansımasından izliyorum ne yaptıklarını falan. İngiliz eserlerinin yazarlarını sordu bana ameliyat sırasında ne alakaysa kdsalhsdh. Yanlış bildiğimde canımı acıttı OÇ. O şeyi çıkardı ''BAK BAK İÇİNDEN NE ÇIKTI'' dedi skjnhjshasd. Sonlara doğru iğnenin etkisi falan zayıfladı herhalde her şeyi hissetmeye başladım. Nasıl acı çekiyorum ama. En kötüsü de kanı durdurmak için yaktıklarında kendi etinizden gelen yanık kokusu.


Dikişimi de hunharca attıktan sonra ''Tamam geçti artık.'' dedi, elini yanağıma koydu, gülümsedi. O an çok tatlıydı bana verdiği tüm fiziksel acıyı affettim sanırım. :') ლ(́◉◞౪◟◉‵ლ) 。◕ ‿ ◕。 ʘ‿ʘ

X ve hemşireler çıktı, tek kaşlı sağlık meslek öğrencisi sandığım bebe geldi yine koluma girdi, odaya götürdü. Benim kafa dönüyor tabii. Annem içeri ''Oğluuuuuuuuuğğğğm'' diyerekten daldı  tam sarılacaktı son anda dayım tuttu, dikişlerimi patlatacaktı manyak karı. Bebiş gibi ilgilendiler benimle bir sürü kişi ziyarete geldi falan. (◡‿◡✿)

Sonra X geldi, annemgili çıkardı yalnız görüşmemiz lazım diye. Annem falan tanımıyor tabi onu. Öyle bir ''arkadaş'ım olduğunu biliyor ama onun o olduğundan haberi yok snhsdhsfh.

''Keşke daha önceden söyleseydin senin ameliyat yapacağını o kadar gerilmezdim.''
''Son anda karar verdim, baya uğraştım hatta diğer doktorla değiştirmek için. Başkasına emanet etmek istemedim seni.''
''(。♥‿♥。)''
''Ee nasılsın? Fazla acıdı mı hehöehöe?''
''Acıdı baya kusura bakma valla, hala da acıyo yani.''
''Senin acı eşiğin düşüktür.''
''He...''

Şimdi evdeyim, dün gece X geldi aldı beni evine götürdü. Pansuman falan yaptı, film izledik. Sabah geri getirdi. Şimdi sizi sen bunu buldun daha ne istiyon amk derken duyabiliyorum. Ama öyle değil işte. X gerçekten birinin sahip olabileceği en ideal sevgili gibi görünüyor olabilir. Fakat gerçekten onun ne istediğini bilmiyorum. Bana çabuk bıkan, sıkılan biri gibi geliyor. Son zamanlarda iyiyiz ama beni hep yanlış anlıyor ve sürekli tartışıyoruz. Sevgili olsak zilyon kere ayrılmıştık. Ben hayatımda o çeşit dramalar istemiyorum, o da istemiyordur haliyle. Sanırım o yüzden hala bir şeye başlayamadık. Çok değer veriyorum, çok da hoşlanıyorum ama daha ilerisi olur mu bilmem. Onu 6 aydır tanıyorum, küs kaldığımız bir ayda gayet başkasıyla görüşmüş. Görüşmesin demiyorum sonuçta sevgili falan değildik ama yoğun bir şeyler hissetseydi bana karşı, görüşmezdi diye tahmin ediyorum. Ben görüşmedim çünkü.

Neyse anacım ölmedim işte. Acı çekiyorum ama :( Yılan gibi esnek olan ben dik bile yürüyemiyorum şu an dikişlerim yüzünden. Pazartesi de okul açılıyor. Offf umarım pazartesiye kadar düzgün yürüyebilecek duruma gelirim, ilk günü kaçırmak hiç istemiyorum. Daha olmam gereken bir kıl dönmesi ameliyatı da var ama o dursun. :( Şunu bi atlatayım aQ.

SİZ NABIYONUZ?




6 Eylül 2014 Cumartesi

Haftalık V | Kist Edition

Bu seferki Haftalık biraz farklı olacak çünkü yeni bir sağlık sorunuyla karşınızdayım. Önceki yazımda kıl dönmesi olduğumdan bahsetmiştim. Dün gece de göğüs kafesimde şişlik olduğunu farkettim. Bugün doktora gittim ve kist varmış aq.


Belalar üçlü mü geliyor yoksa böyle hastalıklar peş peşe mi patlıyor anlayamadım. 11 Eylül'de ameliyat olacağım kisti aldırmak için. Bu yüzden kıl dönmesi ameliyatı olamıyorum şimdi. Çünkü iki ters noktadalar ve iki tarafımdan ameliyat olursam nereme doğru yatarım bilemiyorum slhfnfshfj. Gerçi hepiniz hemen olmamı söylediğinizde bile olmayı düşünmüyordum açıkçası çünkü okul açılacak ve en az 15 gün uzak kalmam benim için feci olurdu. Kist ameliyatım bir aksilik çıkmazsa büyük bir sorun yaratmayacak inşallah. Ameliyattan dört gün sonra okula gitmem gerekecek ama.


Ne kist ne de kıl dönmesi fiziksel bir ağrı veya acıya sebep olmuyor. Fakat çok karamsar bir ruh halim var. Doktorun yazdığı ilaç duygularımı kontrol etmeme engel oluyor. Sürekli kızgın ve üzgünüm. En ufak şeye ağlıyorum. Bebek gibi ilgi istiyorum falan. Hayatımdaki sağlık dışında diğer sorunlarımı hiç takmadığım kadar daha çok kafaya takmaya başladım.


Kanserden korkuyorum açıkçası. Doktor her ne kadar öyle bir durum değil dese de benim içim rahat değil. Ameliyattan korkmuyorum sanırım. Beni iyileşme süreci korkutuyor. Adam akıllı istirahat bile edemeyeceğim. Her şeyden önce sağlık diyorlar ama bilmiyorum ya ipin ucunu kaçıramam şu an; kaçırırsam hayatımı bir daha toparlayabilir miyim bilmiyorum.


             (Bu gifleri niye paylaştım bilmiyorum sayemde azın gidin 31 çekin LOLİPOOOP diye haykırarak boşalın.)

Her şeyin üst üste gelmesi beni delirtti. Üzerimde acayip baskı var. Sanki bunların hepsini kaldıramayacakmışım gibi hissediyorum. Çevremde bana güç veren pek kimse yok. Hatta bazı insanlar resmen ciddiye bile almadı. Daşşak geçiyorum sananlar oldu. O kadar mı 'hiç hasta olmaz' tipi var bende bilmiyorum ama o insanları bir kenara yazdım.

Ruh halim bok gibi dediğim gibi. Ameliyat olacağım hastanede eskiden tanıdığım biri var, doktor kendisi. Onunla karşılaşmaktan korkuyorum. Aramızda bir şeyler başlayamadan baya tartışarak görüşmeyi kesmiştik. İşte bunu bile büyütüyorum yani kafamda düşünün. Kendi canım neden kafaya taktıklarım adlı listede son sıralarda, ben neden böyle bir insanım bilmiyorum.

Çok depresif yazı oldu ya gerçekten buraya kadar okuyan var mı? Ben okumazdım açıkçasıjsnhsfh. Şaka tabii ki, her şey toz pembe değil işte ya. Hayatımdaki 808 tane sorun yetmiyormuş gibi bir de bu sağlık sorunları boy gösterdi. Hiç alışkın değilim hastalığa falan. Hastaneye gittiğimde en son geçen yıl hasta girişi yaptırdığımı öğrendim, o da şu yazımda bahsettiğim olaydı. Tekrar öyle komik anılarımla karşınızda olabilirim inşallah :')

Olamayadabilirim. Bu son yazım olabilir. Bir ay boyunca yazmazsam bilin ki öldüm. Artık bir dua edersiniz sjhnfsjf. Sözlerimi yayın bu blogu herkes okusun manşet falan olayım. İNŞ


HAFTALIK | KİST EDITION'DA BLOGGER'I EN ÇOK AĞLATAN ŞARKI


Şaka değil gerçekten bu beni ağlatıyor fslkhnsflkhnfsj. Abimi özledim kaç aydır görüşemiyoruz. Küçük kardeşimle zaten aram hiç iyi değil bok gibi davranıyorum çocuğa.

HAFTALIK | KİST EDITION'DA BLOGGER'I EN ÇOK MUTLU EDEN ŞARKI


Dünyanın en güzel sözlerine sahip aşk şarkısı...

Bow chicka bow wow
Aşkım böyle söyler
Mow mow mow
Bak atıyor kalbim
Chicka chicka chew wop
Hiç durmayacak
Gitchi gitchi goo
Ben seviyorum
(◕‿◕✿)

Böyle zamanlar zor, adamı deli ediyorlar. Pes etmemek lazım. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...